Ralli tatili
Ekstra güçlendirilmiş Mitsubishi Evo IV'ün direksiyonunda yarım saat geçirdikten sonra arabanın devrini istikrarsız bir şekilde yükselttiğim için turbo motoru parçalara ayırarak 1.500 dolarlık bir zarara yol açtım. Fakat eğitmenim Dale Perry öğle yemeği olarak verilen jambon ve yumurtalı sandviçlerle daha ilgili görünüyordu. 10 yıldır Güney Yarımküre'nin ilk orman-ralli yarış okulu olan Rally Drive New Zealand'ın başında olan Perry rahat görünüyor: 19 yaşındaki bir hız şeytanı arabayı hendeğe doğru sürdü (zarar: 3 bin dolar); bir işadamı 120 kilometre hızla giderken ağaca çarptı (zarar: 8 bin 500 dolar) ve milyoner bir internet girişimcisi virajdan sonra hızlanıp birkaç takla attıktan sonra büyük bir gürültüyle yakındaki çayıra düştü (zarar: hayal edebileceğinizin ötesinde).
Rallide sürüşler oval bir yolda yapılıyor. Yarışçılar doğal engeller yüzünden darmadağın olmuş ücra yollarda modifiye sokak arabaları kullanıyor. Genellikle bir hendeğe ya da bir uçuruma yuvarlanmamak için sadece santimetreleriniz olduğunu bilmek ya da -gittiğim kursta başımıza geldiği gibi- bir yaban domuzuna çarpma ihtimali bu heyecanın en can alıcı bölümleri arasında yer alıyor.
Yarış sporu daha çok İskandinavya ve Yeni Zelanda'da popülerken, kamuya açık yollarda düzenlenen ve tam anlamıyla resmi sayılmayan dünya turu yarışları olan Dakar Rally ve Gumball 3000 gibi organizasyonların artan kötü şöhretleri, bu spor dalının dünyadaki adrenalin bağımlılarının gözdesi haline gelmesini kolaylaştırdı. Ralli okulları ve bisiklet yarışları Arjantin'den Japonya'ya kadar pek çok yere yayılıyor. Ralli yarışları genellikle taşradaki yüzlerce kilometre uzunluğundaki çakıl ya da kirli yollarda - hatta bazen buz ya da kar üzerinde - fazla uzadığı için bu spor artık aşınmış turist patikalarından çıkarılıp daha farklı yollarda icra ediliyor. "Her zaman aynı pistte sürmüyoruz," diyor ilk kez ralli yapmak için Florida'dan Yeni Zelanda'ya uçan pediatri hemşiresi Amy Gustafson. "Yolun bizi bilmediğimiz yeni yerlere götürmesi daha da heyecan verici."
Yeni Zelanda'nın kuzeyindeki Maramarua ormanının içindeki 1.600 hektarlık ralli sahasına, hız limitinin olmadığı bir eğlencenin günlük 3 bin 500 dolar edip etmeyeceğini görmek için geldim (özel eğitmeni de kapsayan her şey dâhil haftalık konaklama fiyatı 30 bin dolar; rallydrivenz.co.nz). 51 yaşında olan ama 40 yaşında görünen Perry mobil ofisinde, kargo kamyonunda ya da yakın takipteki bir yarış arabasında karşınıza çıkabilir. Öğle yemeklerinde bizi tepemizdeki güneşten korumak için kocaman bir piknik tentesini kurarken görebilirsiniz onu. Onun için bugüne dek en fazla 200 km. yapabilen bir araç kullanmış olmam önemli değil. Manuel vitesli arabayı sadece, yokuşta boş vitesle ne yapacağımı bilemediğim Kosta Rika'da kullanmış olmam da önemli değil.
Perry gözüpek biri. Elinde bir feragatname ile gelerek imzalamamı istedi. Burada olası ölüm ya da felç ihtimaline karşı sorumluluk kabul edilmediği yazılı (gerçi Perry Yeni Zelanda'daki ralli okulunda en son 20 yıl önce birinin öldüğünü ve o günden beri böyle bir şey yaşanmadığını söyledi. Ayrıca güvenlik belgesi de kask, araç içi çelik kafes, vücut kemeri ve alev geciktirici giysi kullanmayı zorunlu kılıyor). Feragatnamede ayrıca aracın çizilmesinden patlamalara kadar tüm zararın bana ait olduğu yazılı. Ve tabii ki Perry hiç endişeli görünmüyor. Hatta bir düzine genç kızın - bir tanesi yazılım milyarderi Larry Ellison'ın kızı - buraya gelip yarışmasına izin verdi. İlk gün engelleri geçme sürüşü ve hızlı viraj alma tekniklerini öğrendiler.
Rallinin güzelliği şu, amatörler bile birkaç saatlik eğitimden sonra yarışa katılabiliyor. Bugün Perry yolcu koltuğunda oturarak kılavuzluk ediyor. Elindeki kâğıtları okuyarak ilerideki engeller hakkında uyarılarda bulunuyor. Durmadan komutlar veriyor: Vites değiştir, direksiyonu çevir, ileri bak, hızlan. Görüş mesafemdeki her şey bulanık. Yemyeşil ormana bir göz gezdirmemek için kendimi zor tutuyorum, ancak ne zaman gözümü yoldan ayırsam neredeyse yoldan çıkıyordum. Gevşemek için bir kaçamak yapmak istiyorsanız, burası yeri değil. Zira direksiyon başında ter içinde kaldım.
Ancak yarış çizgisinde turbo motorun tiz gürleme sesi ya da asfalt olmayan çakıllı bir yolda keskin bir virajın yuvarlaklığını hissetmek gibisi yok. Tabii bunların hiçbirini aracı kullanırken hissedemedim. Zira zihnim hasar feragatnamesiyle meşguldü.
Perry büyük sorumluluk altına girdiğim şoför koltuğunda bana yardımcı oldu ve işime yarayacak bilgiler verdi. (Perry ralli kılavuzu olmak için 15, yarı profesyonel ralli sürücülüğü için de 17 yılını harcamış.) Bu işi öğrenmek gerçekten zor. Sayacaklarımı sokakta yapmaya kalkarsanız muhtemelen tehlikeli araç kullanmaktan hapsi boylarsınız: El freni ile dönüş, tepe sıçrayışı, çift debriyaj ve İskandinav fiskesi olarak adlandırılan sürükleme hareketi.
Kısa sürede günün sonuna geldik. Zarif Nissan Pulsar'ımın içinde şöyle bir geriye yaslandım. Tiz bir sesle bağıran el frenini çektim ve arabayı savurarak otoparka yerleştirdim.
sayı: 72




















