Büyük Elma'nın derdi de büyük
Michael Bloomberg, geçen ay New York şehrinin belediye başkanı olarak üçüncü dönemi için yemin etmek üzere belediye binasının merdivenlerinde durup onu bekleyen badirelerden bahsederken neşeliydi. Oysa durum, onun çizdiği tablodan çok daha çetin. Amerika'nın finansal iktidarı New York'tan Washington'a kaydı, küresel güç ise Singapur, Hong Kong ve Şangay'a doğru yol alıyor. Amerikan iç piyasası tekrar sıçrama yapsa bile, Bloomberg'in nüfuzlu, etkili seçmenlerini istihdam eden geleneksel medya endüstrisinde irtifa kaybı sürecek. New Yorklular uzun süredir şehirlerini dev aynasında görüyordu. Tarih boyunca belediye başkanları bu bakışı körükledi; bir önceki belediye baskanı Rudy Giuliani'nin "dünyanın başkenti" ifadesinden Mike Bloomberg'in "lüksün şehri" ifadesine kadar. Ama Bloomberg yeni dönemine başlarken, New York'un temelindeki ekonomik stratejiyi tekrar elden geçirmeli.
Dünyanın New York'a bir borcu olmadığını kabul etmek iyi bir başlangıç olabilir. Bu şehir, ekonomisini kurtarmak için Wall Street'in biricikliğine ve mega bonus ödemelerine sırtını dayayamaz. Aksine, orta sınıf mahallelerini yeniden inşa etmeli ve sermaye yaratabilecek farklı sanayilere yönelerek şehrin kendine özgü avantajlarından (göçmenleri cezbeden hali, limanı, tasarım, kültür ve yüksek kalitedeki profesyonel hizmetlerde lider olması gibi) faydalanabilir.
Ayrıca Sex and the City dizisiyle ünlenen imajından da kurtulup insanların hem seks hem de çocuk yapabildiği bir New York yaratmaya başlamanın vakti geldi. Milenyum kuşağı 30'larına geldiğinde bu konu daha da önem kazanacak. O zaman çok sayıda genç göçmen de eski New Yorklu olacak.
Bütün "şehre dönüş" yutturmacasına rağmen, son on yılda New York ülkedeki her bölgeyi geçerek en yüksek göç veren bölgelerden biri oldu. Genç bekârlar New York'a geliyor olabilir ama yaşları ilerledikçe ve aile kurdukça birçoğu da gidiyor. Belediyenin 2005'te yaptığı bir değerlendirmeye göre şehirden göç edenler, şehre gelenlere oranla çocuk sahibi olmaya üç kat daha fazla eğilimli.
New York'u zenginleştirmenin yolu daha fazla orta sınıf aileyi elde tutmaktan geçiyor. Dolayısıyla şehir, ekonomisini Wall Street'in ötesinde de çeşitlendirmeli. 2007'de Wall Street tüm şehirde elde edilen gelirin yaklaşık yüzde 35'ini sağlıyordu. Resesyonun başından beri, şehirdeki finans hizmetleri sektöründe 40 bin iş kaybı yaşandı. Ama bu endüstri zaten yıllardır sessizce küçülüyordu ve son 20 yılda, şehrin finans sektöründe 100 binin üzerinde iş yok oldu. İyi zamanlarda, finans sektörü mükemmel işleyen bir nakit para makinesi gibiydi ama artık yeterli iş olanağı yaratamıyor. Praxis Strategy Group tarafından yapılan bir araştırmaya göre, New York'ta bugün sekiz işten sadece biri finans alanında. En büyük istihdam artışı ise daha düşük maaşlı sağlık ya da turizm gibi sektörlerde.
New York'un kendini ekonomik anlamda sürdürülebilir kılmak için, refah düzeyi daha düşük vatandaşların ikamet ettiği bölgelerdeki kalkınmayı teşvik edecek politikalara ihtiyacı var. New York dışından olanlar New York'u neredeyse sadece Manhattan ile sınırlı sanır, oysa neredeyse her dört New York'ludan üçü aslında dış bölgelerde yaşıyor; Queens, Brooklyn, Staten Island ve Bronx'ta. New York orta sınıfının kaleleri ise Bay Ridge, White-stone, Flatbush, Howard Beach ve Middle Village gibi mahalleler.
Son on yılda bu orta sınıf topluluklar, Bloomberg'in üst-düzey, kapalı kutu ve sosyetik "lüks şehri" ile yoksul mahalleleri arasında önemli bir tampon bölge yarattı. Belediye başkanı ve bazı şehir planlamacıları bu orta sınıf yerleşim bölgelerinin nüfusunu daha da kalabalıklaştırmaya çalışsa da, bu bölgelerin tercih edilmesindeki nedenler makul ebatlarda kalabilmeleri, işyerlerine yakınlıkları, düzgün okulları ve parkları. Tüm bu özellikler, ekonomik durgunlukta bile varlığını sürdürüyor. "Yeni ve pahalı semtler, yerleşik aile mahalleleri kadar iyi ayakta kalmadı" diyor New York'taki Kent Geleceği Merkezi'nin müdürü Jonathan Bowles.
Bu mahalleleri geliştirip biçimlendirmek, kamu politikasında ciddi bir değişim gerektirecek. Bloomberg başkanlığı döneminde büyük devlet sübvansiyonlarını, lüks mega konutlara, stadyumlara ya da büyük işyeri komplekslerine kullandı. Lüks konutlar ve NBA takımlarından Nets için yeni bir sahayı da içerecek Brooklyn'in merkezindeki 22 dönümlük Atlantic Yards projesini düşünün. Belediyenin ve New York eyaletinin toplam 726 milyon dolar sübvansiyon sağladığını açıklayan Bağımsız Bütçe Ofisi'nin yeni raporu, projenin ileride şehir ekonomisine katkı sağlamak yerine zarar vereceğini öngörüyor.
En önemlisi, New York'un geleceğini temsil eden gösterişsiz mahalleler ekonomik fırsat yaratacak politikalara ihtiyaç duyuyor. Şu anda New York o kadar çok düzenlemeyle yönetiliyor ve yüksek vergilendiriliyor ki, sadece büyük medya ve finans şirketleri gibi çok üst düzey işler büyüyebiliyor. Genelde gıda işleme, mobilya ve tekstil gibi faaliyetlerle uğraşan küçük işletmeler görmezden geliniyor. Geleneksel olarak bu işler Rus, Alman, Polonyalı ve İtalyan göçmenlerinken bugün çoğu Batı Hindistanlılar, Latin Amerikalılar, Koreliler, Çinliler ve Güney Asyalılar tarafından yürütülüyor. Son on yılda, kendi hesabına çalışan New York yerlilerinin sayısında düşüş yaşanmasına rağmen kendi hesabına çalışan göçmen sayısı arttı.
Şehirde oturan önceki kuşaklar gibi bugün birçok göçmen de kendi topluluklarına ve hakim oldukları işlere yakın durabilmek için şehirde kalıyor. Birçokları da büyük ölçüde şehrin kültürel özelliklerden faydalanabilmek ve yüksek yaşam kalitesi için kalıyor. Çalışan kesimin öncelikleri, çoğunlukla yaşlandıkça, iş ve aile sahibi oldukça değişiyor. Daha günlük meseleler (istikrarlı bir iş, vergi, güvenlik, okul ve konut alım gücü) şehirde kalıp kalmayacakları üzerinde belirleyici faktörler haline geliyor. "Bize neyin cazip geldiğini söylemek kolay: Komşularımız ve düşük yoğunluklu bir kalabalık" diyor, Brooklyn'in Flatbush mahallesindeki evinde hem çalışan hem yaşayan iki çocuklu film editörü Nelson Ryland. "Her şeyden önce bir topluluğun parçası olma duygusu önemli. Bizi burada tutan asıl şey bu."
Teknoloji, böyle bir topluluk duygusunu güçlendirir. Flatbush Aile İletişim Ağı gibi internet grupları, şehrin farklı bölgelerindeki sanatçılar, aileler ve mahalle grupları arasındaki bağlantıyı kolaylaştırarak, geleneksel olarak toplulukları birbirine kenetleyen okul, kilise, sinagog ve derneklere yardımcı oluyor. Bu yeni internet kurumları birbirine bağlı mahallelerin işlevlerinin bir kısmını yerine getirebilir. Yeni ve umut vadeden bir mağaza ya da restoranın mahalleye gelmesi, olası bir çocuk tacizcisinin ortaya çıktığı haberlerinin yayılması, nasıl anneler çamaşır yıkarken, erkekler bilardo salonlarında vakit geçirirken veya çocuklar şekerci dükkânında takılırken ağızdan ağza dolaşırsa, bu topluluk ağlarıyla da aynen öyle yayılır.
Belediye binasında geçirdiği sekiz yıl boyunca Bloomberg de selefinin başarısı üzerine bir şeyler koydu. Buna, kendi kişisel servetinden harcadığı devasa kampanyası da eklenince, seçmenler onu üçüncü dönem için aynı koltuğa oturttu. Artık Wall Street'in hükmetmediği bir ekonomide şehri refaha kavuşturmak için, son dönemini, kendi mahallesi olan Manhattan'ın en zengin yukarı batı yakasından uzakta oturan (ve New York'un gerçek geleceğini temsil eden) insanlar için yeni fırsatlar yaratmaya harcarsa, akıllıca bir iş yapmış olur.
(Kotkin, Chapman Üniversitesi Mütevelli Heyeti'nde ve yeni çıkacak Gelecekteki Yüz Milyon: 2050'de Amerika / The Next Hundred Million: America in 2050 kitabının yazarı.)
sayı: 68



















