İntihar, seks ve arazi arabaları
Bir ulusun özellikleri için başvurulacak son kaynağın rakamlarla dolu bir kitap olduğunu düşünebilirsiniz. Ama ABD İstatistik Yıllığı'nın 673. sayfasını açarsanız bu ilgi çekici rakamları bulabilirsiniz: Amerikalılar'ın yaklaşık dörtte üçü (2007'de tam olarak yüzde 76,1'i) arabalarıyla işlerine tek başına gidiyor. Sadece yüzde 10,4'ü birkaç kişi birarada giderken yüzde 4,9'u toplu taşım araçlarını kullanıyor, yüzde 2,8'i ise yürüyor. Amerikalılar evle iş arasındaki yolda ortalama 25,3 dakika harcıyor. En fazla zaman harcanan eyalet 31,5 dakikayla New York, en azı da yaklaşık 16 dakikayla Kuzey ve Güney Dakota. Hemen ardından 17,6 dakikayla Montana ve Nebraska geliyor.
İtiraf etmeliyim ki Amerikan İstatistik Dairesi'nin yıllığının sıkı takipçisiyim, çünkü kısa zamanda çok bilgi edinebiliyorsunuz. Yeni yayımlanan 2010 baskısı da her zaman olduğu gibi bilgi dolu. Bu yıllık, makale yazarken sık sık başvurduğum ilk kaynak, zira spekülasyon yerine bulgulara yer veriyor. Peki, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Amerikalılar'ın durumu ne? Amerikalılar arasında intihar oranı oldukça düşük; 2004'te her 100 bin kişiden 10,2'si intihar etmiş. Sanayileşmiş ülkeler için bu ortalama 11,9 ya da Japonya'da 20.3, Fransa'da 15,1. Burada gıda fiyatları neredeyse her yerden daha ucuz. 2007'de Amerika'daki tüketici harcamalarının sadece yüzde 6,9 civarı gıda ürünlerine yapıldı. Almanlar ise (yüzde 11,4) tıpkı İtalyanlar (yüzde 14,5) ve Meksikalılar (yüzde 24,2) gibi gıdaya daha fazla para harcadı. Diğer taraftan düşük gıda fiyatları Amerikalılar'ın obezleşmesine de katkıda bulunuyor. 2006'da Amerika'daki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 34'ü obezdi. Oran Fransa'nın (yüzde 10,5) üç, İsviçre'ninse (yüzde 7,7) dört katına denk geliyor. ABD feminizmin doğduğu ülke sayılabilir. Ama küresel rakamlar bunu doğrulamıyor. 2009'da Temsilciler Meclisi'nin yüzde 16,8'i kadınlardan oluşuyordu. Ama diğer ülkelerin ulusal yasama organlarında kadınlar daha iyi bir iş çıkardı. Kadınların siyasette temsil oranı Kanada ve Hollanda'da sırasıyla yüzde 22,1 ve 41,3'tü. ABD'deki oransa üç aşağı beş yukarı Özbekistan'dakiyle (yüzde 17,5) aynıydı.
Bugünün ekonomik durgunluğu göz önüne alındığında ABD'de ilerlemenin durduğu düşünülebilir. Ama öyle değil. İstatistik Yıllığı çok sayıda karşı örnek sunuyor. Belki de en iyi örnek suç oranları. Bundan 20 yıl önce, hükümetler yükselen cinayet, tecavüz ve uyuşturucu ticareti dalgası karşısında çaresiz görünüyordu. Ardından suç oranları düşmeye başladı. 1993'ten 2007'ye kadar işlenen cinayet sayısı 25 binden 17 bine, tecavüz vakaları 103 binden 90 bine ve soygun sayısı da 660 binden 445 bine düştü. Her 100 bin kişiye düşen suç oranı daha da azaldı çünkü aynı dönemde nüfus yüzde 16 oranında arttı. Ama neden böyle olduğuna dair bir fikir birliği yok. Polisin daha etkin yöntemler kullanması ve cezaların ağırlaştırılması nedenler arasında olabilir. (1990'da 1,148 milyon olan mahkûm sayısı 2007'de, iki kat artarak, 2,293 milyona yükseldi.) Ama suç hâlâ ciddi bir sorun, özellikle de gençler arasında. 2007'de lise öğrencilerinin yüzde 18'inin silah taşıdığı belirtildi.
Ya diğer iyileşme işaretleri? Sigara kullanımı düşmeye devam ediyor. 1990'da yetişkinlerde yüzde 25,3'ken, 2007'de yüzde 19,7'ye geriledi. Kanser hastalarında beş yıllık yaşama oranı yükselişte: Beyazlarda 1990-92 arasında yüzde 62,4'ten 1999-2005 arasında yüzde 69,1'e; siyahlardaysa yüzde 48,2'den 59,4'e yükseldi. Oy verme oranları da artıyor. Seçimlere katılım 2008'de yüzde 57,2 ile 1968'den beri kaydedilen en yüksek orana ulaştı. 18-29 yaş arası gençlerin neredeyse tümü internet kullanıcısı: 2000'de yüzde 72'den 2009'da yüzde 92'ye yükseldi.
Bu yıllık, daha çok nasıl yaşadığımız ve değiştiğimize dair bilgi veriyor. 2008'de 304 milyon olan ABD nüfusunun 2050'de yaklaşık 440 milyona yükseleceği tahmin ediliyor. 2007'de sıradan bir Amerikalı 1.613 saatini, yani 67 gününü, televizyon karşısında geçirdi. 1980'den 2007'ye geldiğimizde kamyonet, minibüs ve arazi arabalarının sayısı neredeyse dört kat artarak 101,5 milyona çıktı. Diğer yandan araba sayısı yalnızca yüzde 12 artarak 135,9 milyona yükseldi.
Peki, seks? Yıllıkta buna dair bilgiler de var. 15-44 yaş arasındaki erkeklerin hayatları boyunca ortalama 5,4 seks partneri oluyor. Erkeklerin neredeyse dörtte biri (yüzde 22,6'sı) 15 ya da daha fazla sayıda partnerle birlikte olduğunu söylüyor. Kadınlarınsa hayatları boyunca ortalama 3,3 seks partneri oluyor. Yaklaşık yüzde 10'u (yüzde 9,2'si) 15 ya da daha fazla sayıda partnerle olduğunu ifade ediyor. İstatistik Yıllığı çok geniş yelpazede veri sunuyor. Onları nasıl yorumlayacağımız ve tartışacağımızsa demokrasinin alanına giriyor.




















