En zayıf halkanın gücü
Neyse ki son keşifler, neandertallerin avcılık ve alet yapımında becerikli, muhtemelen dil yeteneğine sahip olduklarını gösteriyor. Böylece, haklarındaki çirkin iftiralar, özellikle evrim ekolojisti Clive Finlayson'ın da dikkat çektiği gibi neandertallere atfedilen "Kuzey'in aptal vahşileri" imajı dayanıksız kaldı. Ama neandertallerin Avrupa'daki evlerini 30 bin yıl önce, alttürümüz homo sapiens'e kaptırması sonucu soylarının tükenmesinin kendi aptallıkları olduğuna dair yargı yıkılamadı. Bir açıklamaya göre modern insanlar, onlara karşı soykırım başlattı ve üstün yetenekleri sayesinde zafer kazandı. Bir başka açıklamaysa, modernlerin evrimsel açıdan daha avantajlı oluşu, özellikle gelişmiş zekâları ve cinsiyetlerarası iş paylaşımı gibi avantajlar sayesinde neandertalleri yok olmaya doğru sürüklediği şeklinde.
Tarihi -tarih öncesi de dahil- kazananlar yazar. Bu yüzden, neandertallerin yerini alan insanların çocuklarının "kendisini muzaffer ve [insan soyunun] diğer mensuplarını ise kaybolmaya mahkum göstermesi hiç sürpriz değil" diye yazıyor Finlayson. "Varlığımızın tamamen şans eseri olduğunu kabul etmek ciddi tevazu gerektiriyor." Ancak Finlayson, The Humans Who Went Extinct: Why Neanderthals Died Out and We Survived (Soyu Tükenen İnsanlar: Neden Neandertallerin Soyu Tükendi ve Biz Hayatta Kaldık) adlı yeni ve kışkırtıcı kitabında, tek etkenin şans olduğunu öne sürüyor: "Şansları biraz yaver gitseydi bugün neandertallerin torunları, uzun yıllar önce yok olan diğer insan soylarının neden tükendiğini sorgulayacaktı."
Evrim biyologları, Darwinci dizgede hangi türün hayatta kalıp hangisinin yok olacağında, tesadüflerin önemini epey önce fark etmişti. Örneğin, 65 milyon yıl önce bir asteroid düşmeseydi, memeliler dünyadaki hemen her ekolojik oyuğa böylesine çabuk yayılamazdı (yollarının üzerinde dinozorlar olacaktı). Yine de konu, neden atalarımızın hayatta kaldığı ve neandertallerin bunu başaramama sebebi olunca, bilim insanları şans faktörüne başrolü vermemek için direniyor ve tarih öncesi homo sapiens'in üstünlüğünü öne çıkarmayı tercih ediyor. Her iki türün atası da homo erectus. Homo erectusların bir kısmı 1.8 milyon yıl önce Avrasya'ya yayılmaya başladı ve 300 bin yıl önce de neandertale evrildi. Diğerleri ise Afrika'da evrimleşerek 200 bin yıl önce anatomik açıdan bugünkü insana dönüştü ve 45 bin yıl önce Avrupa'ya vardı.
Afrika'daki bu tür, hem kemik ve fildişi (sadece taştan değil) araç ve silahları hem de mücevher yapımında ve mağara resmindeki yetenekleri (bu iki yetenek sembolik düşünme yetisinin kanıtı) nedeniyle genellikle teknolojik ve kültürel açıdan daha gelişmiş olarak tarif edilir. Finlayson ise bundan emin değil. Neandertaller de resim yapmış olabilir (belki de daha dayanaksız yüzeylere); alet yapımında hiçbir eksiklikleri yoktu; ayrıca DNA yapılarıyla ilgili araştırmalar, konuşmayı sağlayan genler açısından bizden farklı olmadıklarını gösteriyor. Cebelitarık Müzesi'nin yöneticisi Finlayson, "Neandertaller 300 bin yıl boyunca soylarını devam ettirdi" diyor yaptığımız telefon görüşmesinde. "Modern insanların, Avrupa'ya girmeden önce Avustralya'ya gitmiş olması, bize neandertallerin bin yıl boyunca onları Avrupa'dan uzak tuttuğunu gösteriyor. Buradan yola çıkarak onların o kadar da geri kalmış olmadığını öne sürebiliriz."
Aksine modernler şanslıydı, hatta öyle ki Finlayson bunu "acemi şansı" diye tanımlıyor. 30 bin yıl önce Avrasya'nın devasa ormanları, yok olmaya başlamış ve geride ağaçsız steplerle tundralar kalmıştı. Bu, orman hayvanlarının muazzam uzaklıklara dağılmasına neden oldu. Avrupa'ya yayılmadan önce Afrika'nın sıcak ikliminde evrimleştikleri için modern insanın vücudu uzun mesafeler boyunca iz sürmeye adapte olmuş ve adeta maraton koşucularına benzemişti. Neandertaller ise güreşçilere benziyordu. Bu yapı, tuzak kurarak avlanmak için idealdi, zaten neandertaller bu yeteneği daha önce uçsuz bucaksız ormanlarda avlanırken edinmişti. Ancak bu vücut yapısı dayanıklılığın daha önemli bir rol oynadığı steplerde handikap oluşturuyordu. İşte şans burada sahne alıyor: Modern insanların içinde evrimleştiği Afrika bitki örtüsü, onların daha az kaslı ve daha ufak olmasını sağladığından Avrupa'da "müthiş bir şekilde yayılmasını sağladı" diye yazıyor Finlayson. Ve bu da "katıksız şans" demek.
Tundrada av hayvanlarının izlerini sürmede yetenekli olmadıkları için neandertaller de ormanlık alanlarla birlikte geri çekilmek zorunda kaldı. Son mevzileri bir avuç ormanın kaldığı yerlerden ibaretti. Bunlardan biri de Cebelitarık Dağı'ndaki bir mağara. Evrimsel bir başarısızlıktan çok şansın kurbanı olan neandertaller, dünyanın diğer bölgelerinden çekildikten sonra, soyları tamamen tükenene kadar 2 bin yıl daha Finlayson ve meslektaşlarının 2005'te keşfettiği bu mağarada tutundular. Üstelik haleflerinin kendilerinden esasta hiçbir üstünlükleri yoktu.




















