İstihdam mekanizmasını yeniden işletmek
ABD Hükümeti Amerika'nın sekteye uğrayan istihdam üretme mekanizmasını harekete geçirmek için ne yapabilir? Önümüzdeki aylarda hararetli bir şekilde bunu tartışacağız ve açıkçası, çözüm net değil. Keynesyen ekonomistler ancak daha fazla hükümet harcamaları ve vergi indirimlerinin iş artışını hızlandıracağında ısrarcı. Fakat diğerleri bu uygulamanın beraberinde getireceği hükümet borçlarındaki büyük artışın iş alanlarını yok edecek yeni bir krizi tetikleyeceğinden kaygılı.
Hemen herkes ekonomik manzaranın kasvetli olduğunda hemfikir. Resesyonun başladığı Aralık 2007'den beri yaklaşık 8 milyon iş yok oldu. Devamı da gelecek. Rutgers Üniversitesi'nden ekonomistler Joseph Seneca ve James Hughes, iş gücüne her yıl bir milyondan fazla işçinin dâhil olmasından hareketle, 1990'larda iş hacmindeki büyümenin (yılda 2,4 milyon) dahi bugün yüzde 9,8 olan işsizlik oranını 2017'ye kadar yüzde 5'e çekemeyeceğini öngörüyor. Keynesyen çözüm (ekonomist John Maynard Keynes'in 1946'da ölümünden sonra çıkan) hükümet eylemciliğinin daha fazla iş yaratabileceğini savunuyor. Şubat'ta kongreden geçen 787 milyar dolarlık "teşvik paketinin" ardında da bu teori var. Birinci teşvik paketine dair şaibeler sürmesine karşın, ikinci bir pakete dair pek çok fikir etrafta dolaşıyor.
Liberal eğilimli Ekonomi Politikası Enstitüsü'nden Larry Mishel eyaletlere daha fazla yardım yapılmasını, işsizlik sigortasının süresinin daha da uzatılmasını (şu anda 79 hafta) ve yeni iş yaratan şirketlere vergi indirimleri talep ediyor. İşverene, yapacağı her ek istihdam karşılığında (belirli bir süre için) 7 bin dolar kredi verilmesi teklifi de var. W.E. Upjohn İstihdam Araştırmaları Enstitüsü'nden Timothy Bartik bu tip bir kredinin 2 milyon yeni iş yaratabileceği düşüncesinde. Bunun bütçeye getireceği yük 40 milyar dolardan fazla olabilir. Uygulamanın bir sakıncası ise kredi maliyetlerinin üçte ikisinin her halükârda eleman istihdam edecek şirketlere gitme ihtimali.
Birinci teşvik paketine yönelik eleştiri -vadedildiği gibi- henüz işsizliği azaltmamış olması. Paketi destekleyenler bu teşvik olmasaydı işsizliğin daha fazla olacağını söylüyor. Ve daha paketteki paranın yarısı dahi harcanmadı. Karşı görüştekiler paketlerin faydasının abartıldığını savunuyor. Bu tartışmanın altında "çarpan" etkisine yönelik akademik bir tartışma var. Acaba arttırılan teşvik harcamaları ve vergi indirimleri ekonominin tamamında büyük artışlara yol açacak mı yoksa etkileri dengeleyici olmakla mı sınırlı kalacak? Tüketiciler vergi indirimleriyle tasarrufa gidebilir ya da daha büyük bütçe açıkları faiz oranlarını arttırabilir ve özel borçlanmaları öteleyebilir.
Aslında "doğru" cevap diye bir şey yok; çarpan etkisi ekonomik şartlara bağlı olarak değişecektir. Mevcut durumda Obama yönetimi, muhaliflerine göre daha makul. 2009'un başında tüketici harcamalarıyla yatırımlar çöküşteydi. Teşvik paketi devreye girmeseydi kaybedilecek bir sürü iş, ekonominin istikrara kavuşmasına katkıda bulunan paket sayesinde kurtarıldı. Faiz oranları yükselmedi. Ancak, önceki paketin o an için yerinde olması, yeni bir paket daha devreye sokulmasını meşrulaştırmaz, çünkü şartlar değişiyor.
Devletin borcu 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana görülmemiş oranda artıyor. 2009 mali yılında (30 Eylül'de sona erdi) federal bütçesindeki açık 1,4 trilyon dolardı. Kongre Bütçe Dairesi 2010'da da aynı miktarda bir bütçe açığı öngörüyor. Carmen Reinhart ile birlikte "This Time Is Different: Eight Centuries of Financial Folly" (Bu Kez Farklı: 8 Yüzyıllık Finansal Çılgınlık) kitabını kaleme alan ekonomist Kenneth Rogoff, "Şu anda dünya bize borç vermek istiyor ve biz de nispeten mütevazı faizler ödeyerek devasa bir borç yükünü taşıyabiliriz. Ancak, tarihin de öğrettiği gibi özgüven kaypaktır" diyor. Artan borç, ülke içinden ve dışından alacaklıları yüksek enflasyon ya da ABD'nin borç ödeyemez duruma düşebileceği korkusuna kaptırırsa faiz oranları bir anda fırlayabilir. İlk teşvik paketinin haklı gerekçeleri vardı, ama şimdi "sırf önümüzdeki on yıl boyunca yaşanması beklenen düşük ekonomik büyüme sürecini ötelemek için teşvik tedbirlerini devreye sokmanın hiçbir anlamı yok."
İki ekonomist, Mishel ve Rogoff tartışmanın iki ucunda yer alıyor. Mishel sabırsız, Rogoff temkinli. Orta yol ise hükümete yeni iş alanları yaratılmasını zorlaştıran politikalardan hemen vazgeçmesi için baskı yapmak olabilir. Örneğin, Çevre Koruma Ajansı'nın geçenlerde, atmosfere yılda 25 bin ton sera gazı salan büyük sanayi tesislerinin izin belgesi alması yönündeki önerisi. Bu durumda yeni tesis yapmak ya da tesisin kapasitesini arttırmak isteyen bir işletme, sera gazının salımını asgariye indirmek amacıyla "en doğru uygulamaları ve teknolojileri" (bunlar her ne ise) kullandığını gösteren belgelere ihtiyaç duyacak. İzin belgesiyse her tesis için ayrı verilecek. Hukuk diliyle yazılmış ve anlaşılması hiç de kolay olmayan tam 416 sayfalık bir mevzuat var.
Bu avukatlar ve danışmanlar dışında hangi yatırım ve yeni iş alanını teşvik edebilir? İşgücünün önünde başka engeller de var. Ama bunların kaldırılması için Obama yönetiminin istihdam yaratılması ile diğer hedefler arasında seçim yapması gerek; ki bugüne kadar bu seçimi yapmaktan hep kaçındı.



















