Görünen o ki komedyen Dane Cook, "takipçi" olmayı tercih eden herkese 140 karakterlik mesajlar göndermenize olanak tanıyan mikroblog sitesi Twitter'da düzenli akış sağlayarak kendi markasını yarattığına inanıyor. Cook'un takipçileri sürekli esprilere maruz kalıyor: "Saçımı yeni kestirdim. Kesen kız işi bitince sordu: Saçınızda ürün ister misiniz? Elbette, dedim, süt ürünlerine ne dersin?" Ya da: "Gelecek kim bilir nelere gebe. Kimden gebe kalmış?" Hala gülmediniz mi? Şuna ne dersiniz? "Bugün bir kitapçığın sayfalarını yalayıp yuttum. İçine daha küçük bir kitapçık sakladım."
Cook'un yorumları öylesine zayıf ve komiklikten uzak ki, aslında yaptığı şey günde birkaç kez onun ne kadar yeteneksiz olduğunu ortaya koyuyor. Marazi bir biçimde çekici; Maury Povich'in şovunu ya da profesyonel güreşleri izlerken yaşadığınız yasak heyecan gibi. Çok kötü olduğunu biliyorsunuz. Bundan keyif almamanız gerektiğini biliyorsunuz, ama izlemeden duramıyorsunuz. Bu yüzden, söylemeye korkuyorum ama, İnternet denen bataklıkta üretilen iğrenç şeyler arasında, en büyük başarıyı Twitter'ın elde edeceğine inanmaya başladım; dandikliğine rağmen değil, dandikliği sayesinde olacak bu.
Twitter, zeka özürlülerin, sinir bozucu pazarlamacıların, sekizinci sınıf ünlü meraklılarının, ilgi çekme hastalarının -Shaquille O'Neal, Kim Kardashian, Ryan Seacrest- at koşturduğu bir yer haline geldi. Elbette George Stephanopoulos ve Al Garo gibi bazı ciddi kişiler de Twitter'ı kullanıyor. Birçok yayın şirketi ve blogcunun da (aralarında ben de varım) yayınladığı makalelere link göndermek için Twitter'ı kullandığını görüyoruz. Ancak Twitter'da akan şeylerin çoğu çöp. Geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırma, mesajların yüzde 40'ının "anlamsız saçmalıklar" olduğunu ortaya koydu.
Televizyona dönelim: Şişman dansçılar, şarkı söyleyen yeteneksizler, deli saçması komplo teorileri ortaya atan Glenn Beck... Dandik şeyler iş yapıyor. Twitter'ın dehası, televizyondan daha dandik olmayı başarmasında gizli. Öylesine dandik ki harikalar yaratabiliyor. IQ'su 100'ün üzerinde olan hiç kimse Ashton Kutcher ya da Ashlee Simpson'ın herhangi bir konuda söylediklerine kulak asmaz. Ancak Kutcher'ın 3,5 milyon, Simpson'ın ise 1.5 milyon Twitter takipçisi var. Bu "milyonlar" kimlerden oluşuyor? Eğer bir Twitter yatırımcısıysanız, "kimin umurunda?" diye düşünüyorsunuzdur. Kutcher ve Simpson soytarı olabilirler ama birçok televizyon programından daha büyük bir izleyici kitlesi yaratmış durumdalar.
Evet, ocak ayında Hudson Nehri'ne düşen US Airways uçağının ilk fotoğraflarından biri Twitter'da yayınladı. Evet, Twitter dünyanın İran'daki protestoları izlemesine olanak tanıyor. Ve evet Twitter kullanıcıları yararlı haber makalelerine link veriyorlar. Ancak boş konuşmayı pek seven Web gurularından duyduğunuz, Twitter'ın yararlı ya da önemli olduğunu, büyük bir devrim yarattığını söyleyen her şeyi unutun. Kullanıcıların birçoğu için Twitter eğlence; milyonlarca programın olduğu dev bir televizyon kanalı. Bunların hemen hepsi çöpten ibaret. Ancak birkaçı geniş bir kitle edinmiş durumda. Twitter'ın ihtiyacı olan da bu zaten.
On yıl önce medya uzmanları bundan sonraki en önemli şeyin "etkileşim" olduğunu söylüyordu. Onların hatası, etkileşimin anlamının, sonunu istediğiniz gibi belirleyebileceğiniz filmler yapmak olduğunu sanmaktı. Şimdi etkileşimli eğlencenin Twitter gibi bir şey olduğunu görüyoruz; başkalarını izlemekle kalmıyor, kendi kanalınıza da sahip olabiliyorsunuz. Bu açıdan bakıldığında, Twitter'ın televizyondan daha iyi olduğunu iddia edebilirsiniz. En azından, televizyonun sunamadığı türden bir eğlence sunuyor.
Twitter 2006'dan beri var ama asıl çıkışını bu yılın başlarında Oprah Winfrey de kullanmaya başlayınca yaptı. Ağustos ayında site tek başına 25 milyon ziyaretçi çekti, Nielsen'e göre bu sayı bir yıl önce 2 milyondu. Twitter pek para almıyor ama girişim sermayesi 55 milyon dolar arttı. Bazı uzmanlar şirketin 1 milyar dolardan fazla bir kazanç elde edebileceğini ileri sürüyor. Son zamanlara kadar bu konuşmaların insanları kandırmaya yönelik bir Silikon Vadisi saçmalığı olduğunu düşünerek bunları ciddiye almama eğilimindeydim. Ancak Twitter her yerdeki izleyicinin azaldığı bir zamanda büyük bir izleyici kitlesi edindi. Twitter'ın potansiyelini yok saymak, 1948 yılında televizyona bakıp bunun gelip geçici bir moda olduğunu yazmaktan farksız olur.
Bir gün, belki çok yakın bir zamanda, Twitter reklamlara yer vermeye başlayacak. Reklam gelirleri damla damla akabilir, ama Twitter bu bozukluklarla idare edebilir, çünkü bir televizyon ağının aksine içeriğe para ödemiyor. Dane Cook gibi kişiler bedava malzeme sağlıyorlar. Komik olup olmaması kimin umurunda? Twitter'ın arkasındaki risk sermayedarları bankaya doğru yol alırken bol bol gülecekler nasıl olsa.
sayı:
48