Karzai'den başka herkes umutsuz
- Diğer Dünya Haberleri
- El Kaide kamplarındaki Türkler
- 15 Eylül
- İlişkili Haberler
- Afganları Afganlardan Afganlar kurtarabilir mi?
- Zekice bir Peştun oyunu
- Afgan çıkmazı
- AfPak'ta satranç oyunu
- Afganistan'daki adamımız
- Karzai Taliban'a katılır mı?
- Rusya Afganistan'ı -yeniden- işgal ediyor
- Şeytanla anlaşma
- Durun, siz barışabilirsiniz
- Taliban'ın güneyi
- Taliban'la barış mı?
- Taliban'ın gövde gösterisi
- Savaşma, eğit!
- "Balayı olmayacak"
- Türk gibi Afgan
- Uzak ülke
- Taliban anlatıyor
- Yeni kabus
- "Küçük Amerika"da büyük operasyon
- Afganistan'da şüpheli ölüm
- Afganistan'ın "yağmacı" yönetimi
- Türkiye'nin "Dostum" hatası
- Afganistan'da kadın olmak
- Taliban masaya oturmaya hazır değil
Krize ve savaşa rağmen Kabil'de en çok iş yapan yerler düğün salonları ve oteller. En büyüğü olan Paris Salonu'nun ortaklarından Hacı Muhammed Naim, mekânın üç aydır dolu olduğunu belirterek "Keşke beş yılda bir değil her yıl seçim olsa" diyor. Çünkü Afganistan'da güvenlik gerekçesiyle seçim çalışmaları ve kampanyalar meydanlardan çok düğün salonlarında ve otellerde yapılıyor. Meydanlar ve mitinglerse, seçimi sabote edeceğini açıklayan Taliban için açık hedef. Telefonla ulaştığımız Naim, adayların nasıl çalıştığını anlatırken "Bir düğün salonuna toplanan binlerce kişi, bir adayın saatler süren sıkıcı konuşmasını dinledikten sonra yemek servisi yapılıyor. Tören yemek sonunda adayın başarısı için toplu dua edilerek bitiyor. Ertesi gün benzer bir tören, aynı salonda başka aday için düzenleniyor ve bu sürüp gidiyor" diyor.
Afganistan'da 41 adayın yarıştığı seçimdeki en güçlü aday, Devlet Başkanı Hamid Karzai. Yılın başında ABD Başkanı Obama'nın Kabil'deki hükümeti yolsuzluğa bulaşmakla ve dev sorunlar karşısında yetersiz kalmakla suçlamasından sonra Karzai, yıldızı söner gibi olan birtakım manevralarla durumunu düzeltti. Örneğin nisanda görev süresinin dolmasıyla ilgili her tartışmayı, Yüksek Mahkeme'den görev süresinin seçime kadar uzatılması kararı çıkartarak lehine sonuçlandırdı. Asıl başarısıysa, en büyük muhalif grup Ulusal Birleşik Cephe'nin liderlerinden eski Savunma Bakanı Muhammed Fahim'i seçime birkaç ay kala yanına alarak muhaliflerini bozguna uğratması.
Karzai, karanlık geçmişiyle insanları ürküten bir savaş ağası olan Fahim ile bir başka savaş ağası ve şu anki yardımcısı Muhammed Karim Halili'yi cumhurbaşkanlığı yardımcılıklarına aday gösterdi. Tacik asıllı Fahim'le, Hazara asıllı Halili'yi yanına alan Karzai böylelikle tabanını genişletti. Devlet Başkanı, iki savaş ağasını daha, Hazar asıllı Muhakkik ile Özbek General Dostum'u da yanına çekti. Özel milis ordusuyla Hazaracat bölgesinde ve kuzeyde etkili olan Muhakkik'e yeni kabinede üç bakanlık ve iki ilin yönetimini vadeden Karzai, Dostum'a da eski görevi genelkurmay başkanlığını iade edip başsavcılığın Özbek lidere açtığı davayı iptal etti. Karzai, Dostum'a da, partisi Cümbiş'in liderlerine de bakanlık vadederek Özbekleri kendine bağladı.
Karzai, güneyde ve doğudaki Peştun bölgelerinde de savaş lordları ve aşiret reisleriyle benzer tavizler karşılığında ittifaklar kurup şansını arttırdı. Karzai'nin önemli rakibi Nangarhar ilinin valisi, etkili bir Peştun savaş ağası olan Gül Ağa Şirzai, saatler süren görüşmeden sonra cumhurbaşkanlığı adaylığından vazgeçti ve Karzai'yi desteklemeye karar verdi. Afgan siyaset uzmanı Nasrullah Stanekzai'ye göre, Karzai'nin yeniden güçlü bir aday olabilmesinin en önemli nedeni, daha iyi alternatif bulunmaması. Bu yüzden Batılı muhaliflerinin bile ona yaklaşmaya başladığını belirten Stanekzai "Batılı devletlerin Karzai'yle bir çeşit anlaşmaya vardığını düşünmek mümkün" diyor.
Başkentteki iddia ve dedikodular da Stanekzai'nin sözlerini destekliyor. En yaygın iddia, Afgan asıllı ABD elçisi Zalmay Halilzad'ın Karzai'nin yeni hükümetinde geniş yetkilerle donatılmış bir süper bakan olarak yer alacak olması. New York Times gazetesi de, Halilzad'ın bu konuda Karzai'yle görüştüğünü yazdı. Karzai'nin basın sözcüsü Humayun Hamidzade ise, yeni kabinede süper bakanlık kurulması konusunda Amerikalılar'dan öneri geldiğini, bunların Afganistan'ın çıkarları ve anayasası çerçevesinde kararlaştırılacağını söyledi.
Karzai, muhaliflerini, özellikle de Taliban'ı seçimi boykot etmek yerine oy kullanmaya çağırıyor. Karzai "Seçimle barış ve güvenliği temin edebiliriz ama savaşla bir şey elde edemeyiz" dese de, çağrıyı hemen reddeden Taliban, seçimin Batı'nın göz boyaması olduğunu öne sürdü. Yine de Karzai'nin seçim vaatleri arasında, Taliban'la barış görüşmelerine başlamak ve savaşı diyalog yoluyla sona erdirmek var. Bağımsız Afgan İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Nadir Nadiri, tüm engellere rağmen seçimin Afganlar tarafından organize edildiğini belirtiyor. Ona göre ikinci önemli nokta, seçmen kayıtlarının sorunsuz biçimde Afgan makamlarınca gerçekleştirilmesi. 14 milyondan fazla seçmenin kaydedildiğini belirten Nadiri'ye göre yüksek oranda kadın seçmenin kaydedilmesi de çok önemli. "Güvenlik koşulları kötüleşse de, rekor düzeyde aday hem cumhurbaşkanlığı hem il konseyi için yarışıyor. Adayların yüzde 20'si kadın ve bu Afganistan için oldukça iyi bir oran" diyor Nadiri.
Öte yandan ülkenin güney ve doğusundaki güvenlik koşulları seçime pek elverişli sayılmaz. 15 Ağustos'ta Kabil'de ISAF karargâhının önünde patlayan bombayla en az 20 kişi öldü, onlarca yaralı var. "34 ilden 20'sinde farklı şiddette savaşın sürdüğünü ve güneydeki 11 seçim bölgesinin Taliban'ın denetiminde bulunduğunu belirten" Nadiri'ye göre, diğer 390 seçim bölgesinin 124'ü önemli güvenlik sorunları içinde ve seçim yapmak imkansız. Nadiri, "listelerde geçmişi karanlık adayların yer almasının seçmeni ürküttüğünü ve adil bir seçim olmayacağı yönündeki kaygıları güçlendirdiğini" söylüyor. Taliban ise oy kullanacakları, boyanacak parmaklarını kesmekle tehdit ediyor. Ülkenin en büyük özel medya kuruluşu Moby Media Group'un başkanı Cahid Mohsen, "Belli kişilerin belli oranda oyu temsil ettiği görüşü her zaman gerçeği yansıtmıyor. Savaş ağalarının, eski komutanların ve aşiret reislerinin parası, nüfuzu ve gücü olabilir ama bu çok sayıda oy sahibi oldukları anlamına gelmez" diyor. "Eskiden, merkezle taşra arasında gidip gelen aracılar vardı; merkezden aldıkları tavizler karşılığında insanlara kime oy vereceklerini söylerlerdi. Ama bu, özel medyanın gelişmesiyle büyük ölçüde değişti."
Karzai'den sonraki en güçlü aday, eski Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah. Dr. Abdullah diye anılan eski bakanın babası Peştun kökenli, annesi ise Tacik. Ama o, Tacik ve Türk kökenlilerin çoğunlukta olduğu kuzeyin adayı sayılıyor. Güneydeki Peştun çoğunluğun oylarını da alabileceğini düşünen Abdullah "Peştun bölgelerinde süren savaştan dolayı eski formüller geçerli değil. Bu bölge, değişime diğerlerinden fazla ihtiyaç duyuyor. Bu durum sürerse, beklenen değişim gerçekleşmez" diyor. Kabil'de geçenlerde Abdullah taraftarlarının düzenlediği yürüyüşe katılan ve ona oy vereceğini söyleyen Peştun kökenli 47 yaşındaki Şah Muhammed'e göre, "Abdullah cumhurbaşkanı olabilir, zira halk değişim istiyor ve adayın Tacik ya da Peştun olması kimsenin umurunda değil." Abdullah'ın hedefi gençler, kadınlar ve çeşitli milis ordularında görev yapan, hayal kırıklığı içindeki eski askerler. Nitekim Kabil'deki yürüyüşe rengârenk burkalarıyla binlerce kadın katıldı. Kadın haklarını ihlâl edenleri sert biçimde cezalandırmayı ve kadınlara daha fazla sağlık hizmeti sağlamayı vadeden Abdullah "Değişimden kastım, kadınlarımızın hayatının köklü şekilde değişmesi" diyor.
Üçüncü aday, eski Maliye Bakanı ve Kabil Üniversitesi Rektörü Aşraf Gani, Sovyet işgali ve onu izleyen iç savaş sırasında politikadan uzak duran bir isim. Johns Hopkins ve Berkeley'deki California Üniversitesi gibi saygın Amerikan okullarında öğretim üyeliği yapan Gani, Afgan halkına, kendisinin liderlik edeceği adil bir düzenle Karzai'nin başında bulunduğu kokuşmuş düzen arasında seçim yapabileceğini göstermek için aday olduğunu belirtiyor. "Son aylarda bir sürü gençle görüştüm; biri, kıyamet günü yakandan tutup silkeleyeceğim, dedi. Ne yaptım, diye sorunca; çevrende gördüğün tüm bu baskılar ve zalimlikler karşısında sessiz kalıyorsun. Bu yolsuzluklar karşısında ayağa kalkıp konuşmuyor ve bir alternatif olarak ortaya çıkmıyorsun, dedi. İşte beni aday olmaya mecbur eden, o gencin sözleri oldu" diyor Gani.
Dünya Bankası'nda ve Birleşmiş Milletler'de (BM) üst düzey yöneticilik yapmış olan Gani 2001'den sonra ülkesine döndü ve Kabil'deki BM bürosunda çalışmaya başladı. BM'nin o zamanki Afganistan temsilcisi Lakdar Brahimi'nin teşvikiyle siyasete giren Gani, Karzai'nin kabinesinde Maliye Bakanı oldu; üç yıllık görevi sırasında yeni Afgan para birimini, yeni bankacılık sistemini yürürlüğe soktu, parlak bir kalkınma planı hazırladı ve eski milis güçlerinin yeni orduya alınması fikrine şiddetle karşı çıktı. Ama pek çok konuda Karzai ile anlaşamayınca bir süre sonra istifa etmek zorunda kaldı ve Kabil Üniversitesi'nde rektör oldu. Kariyeri ve akademik deneyimiyle Kemal Derviş'i hatırlatan Gani; Batı yanlısı, eğitimli Afganlar ve gençlerin adayı sayılıyor.
Gani'nin ideal bir aday olmadığını düşünenler de var. Kabilli siyaset uzmanı Hacı Seyit Davut, Gani'nin de Batı eğitimli diğer Afgan teknokratlar gibi sadece bir avuç kentliye hitap ettiğini savunuyor. "Gani ve ekibi, Afgan halkından çok, koalisyon güçleri, BM ve ABD'den alacakları desteğe güveniyor" diyor Davut. Gani'nin kampanyasını, eski ABD Başkanı Bill Clinton'a seçim kazandıran Demokrat Parti'nin strateji uzmanı James Carville yürütüyor.
Obama yönetimiyse, hiçbir adayı desteklemediğini açıkladı. Carville ise sıradan bir yurttaş olarak çalıştığını söylüyor. Yine de ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve ABD elçisi Richard Hollbrooke ile yakın ilişkileri olan ismin bu çalışması, Washington'un Afganistan'ın iç siyasetiyle ilgili resmi tutumunda kafa karıştırıyor. Karzai'nin basın sözcüsü Humayun Hamidzade, bir adayın yabancılardan yardım görmesinin onun zararına olabileceğini belirtiyor.
30 yıldır süren savaş bu seçimle yerini kalıcı barışa bırakır mı? Kimse 20 Ağustos sonrası işlerin düzeleceğini düşünmüyor.
sayı: 43




















