Manşet Haberi
Manşet Haberi
Galeri

Dağ hazır mı?

Erbil'de sıcak kavururken Kandil'de hava serin.
Adem Demir

Rehber "Bu kasabada silah bırakan çok PKK'lı yaşıyor" diyor; Erbil'den Süleymaniye'ye giderken Osmanlı kenti olarak bilinen Köysancak'a tepeden bakarken. Ardından "Acaba Türkiye, Kandil'dekileri de indirecek politikaları uygular mı" diye soruyor. Sorusunun sebebi, bir süredir Kürt sorununun çözümü konusunda Türkiye'den yükselen farklı sesler. PKK içinde 13 yıl bulunan, şimdi Erbil'de gazetecilik yapan rehber, PKK saflarındaki kod adıyla "Şerko" -yani Aslancık- Türkiye üzerine yazdığından gelişmeleri yakından takip ediyor.

Şerko gibi pek çok kişi merak içinde. Zira Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kürt açılımlarının devamının geleceğini, İçişleri Bakanlığı'nın konu üzerine çalıştığını söyledi. Çözüm beklentisi daha da büyüdü. Şimdi silahların susmasından daha sık söz ediliyor. O silahların önemli bir bölümü de orada, Kuzey Irak'ta; PKK'nın yönetim merkezi Kandil Dağı'nda. Dolayısıyla cevapların bir kısmı da öyle.

Silahların terkinin gerçekten yakın olup olmadığını anlamak için, sorularımızı PKK'nın şu anki bir numarası Murat Karayılan, Kandil'de cevaplıyor. İfadeleri genelde pozitif görünüyor, "hatalarımız oldu" gibi şaşırtıcı cümleler de var. Ama detaya indikçe yıllardır dile getirilenlerden büyük bir fark yok gibi; en azından örgütün silahlarını terk etmesi ve dağdan inmesi konusunda. Zira bu konuda pek orijinal bir önerileri var gibi görünmüyor. Türkiye'deki tartışmalarda ulaşılan nokta günden güne sanki Kandil'i aşıyor.

Üç saatlik görüşmede Karayılan'ın söyledikleri kadar, Irak'ın Kürt bölgesinde konuşulanlar da önemli. PKK'dan ayrılan 4 bin civarında Kürt, Kuzey Irak'taki Erbil, Süleymaniye, Duhok ve Köysancak'ta yaşıyor. Silahlara veda eden bu eski PKK'lıların bir bölümü Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) diğer bölümü Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) kurum ve kuruluşlarında çalışıyor. Çok şey söylüyorlar ancak hem eski örgütlerinin hem de yeni patronlarının tepkisinden çekindikleri için isimlerinin gizlenmesini istiyorlar. Ama biri var ki, kimliğiyle ve açık açık konuşuyor: PKK eski Başkanlık Konseyi üyesi Halil Ataç. Örgüt içinde "Ebubekir" kod adıyla tanınan Ataç. O, "Kandil barışa hazır" diyerek silahlara veda zamanının geldiğini, adresi de tarif ederek savunuyor.

Ama Ataç'ın "silah bırakabilirler" dediği Kandil'e gitmekse, güzergâhı izah etmek kadar kolay değil. 13 Temmuz'da Erbil'de ilettiğimiz görüşme talebine yanıt bir gün sonra geldi. "16 Temmuz'da, saat 13.00'da... En geç 09.00'da PKK kontrol noktasında olun." Buluşma yeri Kandil Dağı, Türkiye ve dünyada pek çok devlet için terör örgütü olan PKK'nın en büyük kampı. Çok sayıda kontrol noktasında tedbirli olup ses kayıt cihazı ve fotoğraf makinesini iyi saklamak gerekiyor.

Kuzey Irak'tan Kandil'e farklı çıkış yolları var. Araca müsait iki yoldan biri Erbil-Şaklava-Rania, diğeri Erbil-Süleymaniye-Rania. İkincisi uzun olduğu için ilkini takip etmek ve Sengeser'den Kandil'e ulaşmak en akıllıcası. Erbil'den PKK bölgesindeki ilk kontrol noktasına kadar olan mesafe 385 kilometre. Bu yolun kontrolü, önce Barzani peşmergeleri, sonra Talabani peşmergeleri ve en uzaktaki noktada PKK'nın elinde. Erbil'den Selahattin'e, oradan Şaklava'ya ardından Hiran'a geçiliyor. Hiran ilginç bir kasaba. Güneyli Kürtler'in dini otoritesi Kekê Hiran burada yaşıyor. PKK'ya ilk katılımlar buradan olmuş.

Rania'da araç değişikliği, bölgede tanınan bir araç alındığında hem göze batmamak hem de kontrol noktalarından daha hızlı geçmek için işe yarıyor. Sengeser'den Kandil'e, PKK bölgesine geçmek için KYB'nin denetimindeki son iki kontrol noktası kalıyor. İkisi de ilçenin çıkışında. Burada sorun çıkması ihtimali yüksek. Peşmergelerin kontrolüne takılıp kalmamak için, Sengeser'e bağlı Derekosêr Köyü'nde 20 dakika yürüyüp tekrar araçla buluşmak da işe yarıyor. Buradan sonrası PKK bölgesi.

Kıvrıla kıvrıla yükselen ve araçla yarım saat süren bir mesafede başka kontrol noktası yok. En yüksek tepeye çıkıldığında PKK'lı militanlar da görünüyor. Etrafa hâkim bölgeye örgüt kontrol karakolu kurmuş. Militanlar aracı kenarda ararken, -eğer randevunuz varsa- zaten çekmeyen cep telefonları da kapatılıp alıkonuyor. Kandil'e ilgi arttığından beri gayet iyi bildiğiniz gibi, iletişim telsizle...

Kandil PKK için hep önemli oldu. İran-Irak-Türkiye üçgenindeki Kuzey Irak toprakları olan Kandil Dağı, örgütün ilk günlerden beri faaliyet gösterdiği bir coğrafya. Ancak Öcalan'ın 1999'da yakalanmasından sonra Kandil örgütün yönetim merkezi haline geldi. Oysa Öcalan Suriye'deyken PKK Bekaa Kampı'ndan yönetiliyordu. Kandil, Irak'ın kuzeybatısında geniş ve dağlık bir coğrafya. Sarp kayalıkların çevirdiği derin vadilerde akarsular var. Dağların bazı yamaçları ağaçlık ama sık değil. Eskiden daha çok ağaç varmış. Saddam'a karşı savaşan KDP ve KYB de burada üstlendiğinde, peşmergeler donmamak için bol ağaç kesip yakmış olmalı. Tabii bu yoldan gittiğinizde göreceğiniz Kandil'in Kuzey Irak yamaçları. İran'a bakan yamaçların daha ağaçlık olduğu da söyleniyor. Bir militan, "PKK'nın Kandil'i ağaçlandırdığını" belirtiyor.

PKK'nın dağ kadrosunda öne çıkan isimler, Murat Karayılan (Cemal), Cemil Bayık (Cuma), Duran Kalkan (Abbas), Mustafa Karasu (Avareş), Ali Haydar Kaytan (Fuat) ve Feyman Hüseyin (Dr. Bahoz). Öcalan tutuklu olduğu için şu anki bir numara Karayılan, ama dağlarda Öcalan'ın poster ve afişleri hâlâ her yerde. İlk arama noktasını geçip bir köyde dört saat bekledikten sonra, pek uzak olmayan buluşma noktasında Karayılan ve altı silahlı adamı karşılıyor. Burası bir çardak, bulunduğu yer yüksek rakımlı değil. PKK'nın daimi barınağı olmasa da etrafta kadınlı erkekli, silahlı PKK'lılar, ağaçların diplerinde yataklar ve sırt çantaları göze çarpıyor.

İlk soruyu o soruyor: "Kandil'in havası nasıl?" Cevabı yine kendisi veriyor: "Burası Erbil'e göre yayladır." Konuşmaya istekli. Karayılan "PKK'nın eylemsizlik kararını Eylül'e uzattığını" hatırlatıp olumlu mesajlar veriyor...

Görüşmede hakim konu, PKK'nın dağdan inmesi. "Silahları susturmaya, kanı durdurmaya hazır olduklarını" söylüyor; daha önce de olduğu gibi... Ve bu konuda önceliklerini sıralıyor; daha önce de yaptığı gibi: "Barış için dikkate alınması gereken Abdullah Öcalan. Şayet devlet onu muhatap almak istemiyorsa biz varız. Bizimle görüşmek istemezlerse Kürt halkının seçilmiş iradesi Demokratik Toplum Partisi'dir. Bu da reddediliyorsa, Türkiye'nin aydınları, gerçek demokratlarından oluşacak akil adamlarla bu mesele masaya yatırılabilir. Barış muhatapsız olmaz. Silah bıraksınlar diyorlar. Silahların nereye bırakılacağı için de diyalog gerekmiyor mu?"
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün açıklamasıyla gündeme gelen "tarihi fırsat" ve "güzel şeyler olacak" ifadelerinden PKK ne anlıyor? Karayılan, "Mevcut koşulların Kürt sorununun çözümünde bir fırsatı ortaya çıkardığı gerçek" diye yanıtlıyor soruyu. Bu noktaya gelinmesinde birinci nedenin "bölgesel konjonktürel durumdan kaynaklandığını" söylüyor. Nabucco boru hattı projesine Irak ve Ortadoğu'nun sağlayacağı gazın önündeki PKK engelinin -Türkiye direttiği için- kaldırılmasına çalışıldığından söz ediyor olabilir mi? Bunu pek açmıyor.
Kürt sorunu, Kuzey Irak'taki herkesi ilgilendiriyor. Gerek dağdakiler gerekse silah bırakan militanlar, Irak'lı Kürtler'in topraklarında barınıyorlar. Türkiye'nin bölgeye yönelik operasyonları insanları endişelere sürüklüyor. Bu yöndeki görüşleri Kürdistan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi Türkiye Masası Şefi Aram Ali teyit ediyor. Ali'ye göre; sorunun çözüme kavuşmaması Celal Talabani ve Mesut Barzani'yi rahatsız ediyor. Kandil dışında artık petrol, gaz satmak; para kazanmak ve dünyaya açılmak isteyen insanlar yaşıyor. Eski bir PKK'lı militan "Çatışma ortamı herkese zarar verdi. Taraflar yoruldu. Kandil yönetimi de yaşlandı. Çözüm kaçınılmaz" diyor. Karayılan da kendilerinin Kandil'den çıkartılması için Kürt liderlerine baskı yapıldığını belirtiyor. İlginç olan, Karayılan'ın Türkiye'de, Irak'ın kuzeyinde olduğundan daha popüler görünmesi. Burada gözden çıkarılması olmayacak iş değil.

Ona göre; çözüm konusundaki bir diğer etken PKK'da yaşanan değişim. Karayılan, "PKK çok değişti. Eskiye göre daha makul bir çizgide. Türkiye sınırları içinde, üniter devlet yapısını zorlamıyoruz. Evvelce bağımsız bir Kürt devleti isterdik. Şimdi istemiyoruz. Bu örgüt artık bölücü değil" diyor. "Kürtler'in Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde eşit ve özgür yaşamalarını istiyoruz. Anayasal güvenceye dayalı bir birliktelik. Evet, açık söylüyorum: Türkiye'den kopmak istemiyoruz ve sınırlarını da tartışmaya açmıyoruz."

Roj TV'de olduğu gibi öfkeli ve tehditkâr değil, sakin görünüyor. İkimiz de Kürtçe biliyoruz ama söyleşi Türkçe gerçekleşiyor. "Kürt sorununu genç yaşta kucağımızda bulduk" diyerek "aslında çaresizlikten dağa çıktıklarını" anlatmaya çalışıyor. Dağda, "Türkiye şartlarına uyan daha gerçekçi bir talebimiz var" diyor Karayılan, "daha güçlü yerel yönetimler, gücü yerel yönetimler arasında paylaşılan bir merkez..."

Karayılan kabul etmese de PKK'nın Kandil'de eskisi gibi rahat olmadığı seziliyor. Bölgede örgütü tasfiye planları sıklıkla gündeme geliyor. Öne sürülen bir tasfiye planına göre ABD, Türkiye, Irak ve Bölgesel Kürt Hükümeti'nden oluşan dörtlü yapı örgütü silahsızlandıracak. Konudan Karayılan da haberdar. Ancak o, "bu tasfiye planından sonuç alınamadığı için Türkiye'nin yeni arayışlar içinde olduğunu" düşünüyor. Bu amaçla "Ankara'nın Tahran, Bağdat, Şam ve Erbil yönetimleriyle diyalogu hızlandırdığını" savunuyor. Eski Başkanlık Konseyi üyesi Halil Ataç ise "Güneyli Kürt liderler istemedikleri takdirde PKK Kandil'de uzun süre barınamaz" diyor.

Türkiye, bir taraftan ABD, Irak ve Bölgesel Kürt Yönetimi, diğer taraftan Suriye ve İran hükümetleriyle diplomasi yürütüyor. Kuzey Irak Yönetimi, PKK'nın siyasi kolu durumundaki Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi'nin (PÇDK) desteklediği Hiwa Listesi'ni 25 Temmuz'da gerçekleşen bölgesel seçimlere sokmadı. Karayılan'ın da itiraz etmediği görüş şu: Kıskaç daralıyor. Dolayısıyla PKK da çıkış yolları arıyor. Bu amaçla da son zamanlarda Kandil'in gözü kulağı İmralı'da. Öcalan'ın açıklayacağı planın onlar için bir çare olabileceği beklentisi yüksek. Ama ne olabileceğine dair buradaki beklentiler, orada da yeni ve yeterince özgün bir değişim olmadığını düşündürtüyor. Öcalan'ın bir çözüm paketi açıklamak için belirlediği tarihse ilginç: PKK'nın ilk eylem yaptığı 15 Ağustos 1984'ün 25. yıldönümü. Öcalan, avukatları aracılığıyla "Açıklayacağım plandan sonra Kürt sorunu çözülmezse susacağım. Siz de beni ölmüş bilin" demişti. Karayılan'ın yorumu net: "PKK bir bütün olarak Öcalan'ın arkasında. Paketin içeriği ne olursa olsun itirazsız uyacağız."

Karayılan, Öcalan'ı en iyi tanıyanlardan. Hâlâ, bir şekilde İmralı'dan haber alıyor ve iletiyormuş gibi konuşuyor. "Avukatlar aracılığıyla mesajlaşıyoruz" diyor mesela. Peşinen kabul ettiği planın içeriğine dair ipuçlarınıysa şöyle sıralıyor: "Önderliğimiz, 1921 Anayasası'nı eksen alan ortak yaşam ve uzlaşma projesi biçiminde bir formülasyon geliştirebilir. Cumhuriyet'in demokratikleşmesi ve Kürt sorununda çözümün sağlanması için silahların tümden devre dışı bırakılmasını isteyebilir. Gerillanın durumunu da kademeli olarak sürece dahil etmeyi planlayabilir. Bunun yanı sıra Kürtler'in kimlik ve vatandaşlık durumlarının anayasal güvence altına alınmasını gündeme getirebilir."

25 yılda 40 binden fazla insanın hayatına mal olan, 300 milyar dolardan fazla kaynağı yok eden terör ve Kürt sorunu süreci, artık farklı bir noktada. Türkiye'de milyonların öfkeyle baktığı Karayılan bile "Bu sorunu biz bize çözelim. Kürt sorununu çözmüş Türkiye bölgenin süper gücü olur" gibi ilginç sözler sarf ediyor.

sayı: 40

Yorumlar
Member Comments

 

Ordu'da özgün şehir dokusu ve çevrenin korunması için mücadele eden Enis Ayar, "İki ünlü mimar sırf rant uğruna Ordu'nun en kötü iki binasını yapmış" diyor. ...

 
 

Anaokulu çocuğunuzun birey olarak topluma karıştığı ilk ortam. Sürecin seyri ise sizin elinizde.

 
The Peek
 
 

Eyyvah Eyvah; "Türkler ne olsa" parodileriyle, ergen esprilerinden yılmış komedi severlere hitap ediyor. Ama onların sayısı da 1 milyon bile değilmiş. ...

 
 
 
 

Geleneksel "ABD 'soykırım' diyecek mi" dönemi başladı. Bunun baş mimarları ve Türkiye'nin uluslararası alanda en çok çekindiği insanlarla tanışmanın da vaktidir. ...