Bu kez notu öğrenciler verdi
- Diğer Dosya Haberleri
- Allah aşkına söyleyin...
- İlk göç dalgasından bugüne
- İlişkili Haberler
- Hangi üniversite?
- "Sistemimizde çok merkeziyetçi bir yönetim biçimi var"
- "Dünyanın en etkin üniversitelerindeniz"
- "Hükümetlerin ihtiras alanı olmayacağımız kesin"
- "Hükümeti temsil etsem 11'de kalırdım"
- "Üniversite siyasetin içinde yer almamalı"
- "On bire dokuz"da yeni gelişmeler
- "Açık öğretim" tıp fakülteleri
- Tercihten karakter analizi
- Başka bir tercih mümkün
- Üniversite şehrini seçmek
- 21. yüzyılın meslekleri
- İş bulmada kim daha şanslı?
- Daha iyi bir üniversite
- "İş"e yarar yeni bölümler
Kader, bir üniversitenin halkla ilişkiler ve tanıtım bölümü öğrencisi. Bölümünden memnun ki, "Hocalarımla aram çok iyi. İletişim kurabiliyorum. Diğer fakülteler gibi size surat çeviren ya da yanlarına gitmek istediğiniz zaman bir sürü bürokratik engel çıkaran olmuyor" diyor. Anıl ise köklü bir üniversitenin makine mühendisliği bölümünde ve mutsuz gibi. "Hiç alışamadım. Lisede hocalarla aram çok iyiydi, ama burada biraz uzak. Üniversite ortamı, ondandır dediler. Biraz garipsedim. Hele bölüm dışı derslerde asistanlar bile sallamıyor bizi."
Bugüne kadar üniversiteler hep önceki yıllara ait puanları, öğretim üyelerinin basılı kitap ve makaleleri, bütçeleri ve ödül alan projeleriyle değerlendirildi. Bunlar standart değerlendirme ölçütleri olabilir. Ama bu üniversitelerin asıl "sahipleri"nin okudukları yerle ilgili düşünceleri önemli değil mi? Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği öğrencilerinin öncülüğünde kurulan ve dört yıldan beri çok sayıda üniversiteliyi iş, siyaset, sanat ve medya dünyasının önemli isimleriyle biraraya getiren Genç Akademi, mikrofonu öğrencilere uzattı. Bazı üniversitelerin lisans öğrencilerine sağladığı akademik olanaklar ve onların bu olanaklardan ne ölçüde yararlandıkları böylece ortaya çıktı. Kader ve Anıl'ın kameraya da kaydedilen cevaplarından araştırmanın samimiyet derecesini ölçebilirsiniz.
Şimdi detaylar. Genç Akademi'nin organizasyon, sponsorluk ve finans takımları "Öğrenci Gözüyle Üniversite" isimli araştırma kapsamında altı farklı şehirdeki 18 üniversitede 1525 öğrenciyle konuştu. Beş aylık yorucu çalışmada öğrencilere okullarındaki teknik altyapı, sosyal olanaklar, hocalarla iletişim, ders ve hocaların yılsonu değerlendirme anketlerinin yapılıp yapılmadığı, derslik kapasiteleri gibi sorular yöneltildi. Sonuçta, "belirlenen ölçütlere göre Türkiye'nin en iyileri olarak nitelendirilen üniversitelerin bile kendilerini daha da geliştirmesi gereken alanlar olduğu" ortaya çıktı.
Yönetim Kurulu Başkanı Taylan Ersan (20), Genç Akademi isimli ulusal sempozyumun ortaya çıkma nedenini, "Öğrencileri üniversite ve bölüm ayrımı gözetmeksizin biraraya getirecek başka bir yapı görememiş olmamız" şeklinde açıklıyor. Genç Akademi'nin her sene farklı bir konusu oluyor. Yıllar itibariyle işlenen konular girişimcilik, rekabet ve liderlik. Ama bu yıl, "Öğrenci Gözüyle Üniversite" araştırmasıyla yükseköğretime ilişkin tartışmalara yönelmişler. Ersan, dünyada benzer kuruluşların benzer amaçlarla çalışmalar yaptığını belirtse de araştırmalarının diğerlerinden farklı olduğunu vurguluyor: "Üniversitelerimizi direkt öğrencilerinin gözünden ölçtüğümüzden onların gerçekte öğrencilerine ne verdiğini ölçebildik." Araştırma, üniversitelerin sağladığı olanakları iki ana başlık üzerinden değerlendiriyor: Üniversitelerin sunduğu imkânlar ve öğretim elemanlarının performansları.
Bir öğrenci için en hayati imkânlar nelerdir? Teknoloji, kütüphane ve internet. Araştırmaya göre yalnızca Bilkent, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Sabancı Üniversitesi'nin verdiği teknoloji, kütüphane ve internet imkânları yüzde 70'in üzerinde memnuniyet sağlıyor. Teknolojik imkânlara ilişkin soruya verilen cevaplarda pek çok üniversitede memnuniyetin yüzde 50'nin altında kalması dikkat çekici. Üniversite kütüphaneleri ise genelde öğrencilerden geçer not alıyor. Üniversitelerdeki internet erişim imkânları ve derslerin internet üzerinden takibinde, yüzde 50'nin altında kalan 10 üniversite var. Ankete katılan öğrencilerin yüzde 60'ının ödev ve projelerde bilgisayar kullanıyor olması ise üniversitelerin bu konuda öğrencileri teşvik ettiği ve öğrencilerin çağa ayak uydurduğuna bir işaret.
Üniversiteler şeffaf olmalı. Ama araştırma, öğretim elemanları ve dersler hakkında yapılan değerlendirmelerin sonuçlarını birçok üniversitenin açıklamadığını gösteriyor. Üniversitelerin çoğunda öğrenciler genellikle ödev ve sınavlarını da zamanında göremiyor. Boğaziçi, Koç, ODTÜ, Sabancı ve Bilkent yüzde 70'in üzerinde olumlu yanıtla bu konuda ileride.
Sosyalleşme, bir üniversitelinin hayatında bilgiye ulaşmak kadar önemli. Artık öğrenciler üniversite seçerken bu imkânlara daha fazla önem veriyor. Araştırma bu 18 üniversiteden dokuzunun öğrencilerinin üniversitelerindeki sosyal olanakları yüzde 50'den fazla yeterli bulduklarını gösteriyor: Anadolu, Bilkent, Boğaziçi, Ege, İTÜ, Koç, ODTÜ, Sabancı ve Uludağ. Bu konuda en zayıf üç üniversite Başkent, Dokuz Eylül ve TOBB.
Elbette üniversiteleri yaşatanlar bina ve içindeki teknik olanaklardan çok öğretim görevlileri. Araştırmada öğrencilere en beğendikleri hocalar da sorulmuş. Birkaç örnek vermek teşvik edici olabilir: Ankara İktisat'tan Aykut Kibritçioğlu, Başkent Endüstri Mühendisliği'nden İmdat Kara, Bilkent Elektrik-Elektronik'ten Levent Onural, Boğaziçi İktisat'tan C. Emre Alper, Dokuz Eylül Fizik'ten İsmail Sökmen, Ege İşletme'den Türker Susmuş, Hacettepe İşletme'den Aydın Ulucan, İstanbul İşletme'den Göksel Yücel, ODTÜ İşletme'den Özgür Ateş, Mazlı Wasti Pamuksuz ve Uğur Soytaş, Sabancı Üretim Sistemleri'nden Ş. İlker Birbil.
Araştırma kapsamlı görünse de Ersan'a göre daha gidilecek çok yol var. Projenin gelecekte daha geniş şekilde uygulanarak Avrupa ve ABD'deki bazı üniversiteleri de kapsaması planlanıyor. Zira Kader ve Anıl kadar, Kate ve Andy'nin de ciddiye alınmaya ihtiyacı var.
sayı: 39



















