Manşet Haberi
Manşet Haberi
Galeri

"Açık öğretim" tıp fakülteleri

Bu yıl ÖSYM kılavuzundaki 9 tıp fakültesinin adı var ama eğitim binası bile yok; zaten öğrenci de yok.

Son ÖSS'nin (Öğrenci Seçme Sınavı) sözel, eşit ağırlık, sayısal ve yabancı dil sınavlarındaki birincilerin hedefi aynı: Tıp fakültesinde okumak. Dereceye giren Kayserili Mustafa Öztürk, Şanlıurfalı Serhat Güzel, İstanbul'dan Mücahit Erdoğan ve Berkay Dertsiz doktor olmak istiyor. İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi ve İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi kampüslerinde konuştuğumuz doktor adayları, "bu gençler ya gözü kara idealistler ya da ülkedeki tıp eğitiminden haberleri yok" diyor. Doğrusu, her sağlık sorununda haliyle hastanelere koşan vatandaşlar da doktor adaylarının eğitim koşullarından habersiz.

Antalya Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi birincisi Tuğba Akın'ın Haziran'da mezuniyet törenindeki konuşmasını hocalarından Prof. Dr. Gülşen Yakupoğlu "içi acıyarak" dinledi. Aslında tıp eğitimiyle ilgili gerçekler karşısında -farklı sebepleri olsa da- pek çok kişi aynı şeyi hissetti. Zira Akın, tam zamanlı staj yapan son sınıf öğrencileri, yani internler arasında yaptıkları ankette arkadaşlarının çoğunun staj dönemi eğitimlerini "iş yükü ağır, vakti kısıtlı ve hastanede bulunma nedeni eğitim almak olan asistan hekimlerden" aldıklarını söylüyordu. "Kendi döneminizden bir hekim arkadaşınıza anne babanızı emanet eder misiniz" sorusuna öğrencilerin sadece yüzde biri "evet" diyordu. İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan'a göre belki bugün değil ama tıp fakülteleri ve kontenjanlar hiçbir standart gözetmeksizin artmaya devam ederse, gelecekte bu kuşkuyu gidermek zorlaşacak.

Gerçekten de son yıllarda tıp fakültesi öğrenci sayısındaki artışa bakılırsa, sanki Yükseköğretim Kurulu (YÖK) bir yere yetişme telaşında. Geçen yıl yüzde 25 artan tıp fakültesi kontenjanları, bu sene de yüzde 15 oranında arttırıldı. Böylece 2007'de 4 bin 724 olan öğrenci kontenjanının bu yıl 7 bine ulaşacağı öngörülüyor. Tabii, bu artışta yeni açılan tıp fakültelerinin de katkısı var. Tıp fakültelerinin sayısı bu ders yılında 49'dan 66'ya çıktı. Zaten YÖK de 2009'u "tıp kazanmanın en kolay olduğu yıl" ilan etti. Ama eğitim almak fakülteye girmek kadar kolay olmayabilir. Kağıt üzerinde "kurulu" olsa da bu fakültelerin sadece 58'i öğrenci kabul ediyor. Üstelik adaylar 58 fakülteden birini tercih etse bile, bu ÖSYM kılavuzundan işaretledikleri fakültede okuyabilecekleri anlamına gelmiyor. Zira Türk Tabipler Birliği'nin geçen yıl hazırladığı bir rapora göre kılavuzda adı bulunsa da tam 9 fakülte aslında eğitime hazır değil. Durum bu sene de farklı görünmüyor. Hatta başka kampüslere misafir olacak tıp fakültelerinde artış yaşanabilir. Çünkü yeni eğitim dönemine hangi fakültelerin hazır olabileceğini, YÖK ve yeni açılan fakülte dekanları da dahil kimse bilmiyor.

Dolayısıyla, bu fakültelerin öğrencileri başka bir tıp fakültesinde eğitim görüyor. Örneğin, Kars Kafkas Tıp Fakültesi'nin ilk mezunları bu yıl Erzurum Atatürk Tıp Fakültesi'nde mezun oldu. Kars'ta okuyor görünse de çoğu 6 yıl boyunca bu kente uğramadı bile. Üstelik Kafkas'lılar Atatürk Tıp Fakültesi'nin yegane misafirleri de değil, aynı kampüste Erzincan Tıp Fakültesi öğrencileri de eğitim görmeye başladı. Tablo, Akdeniz Tıp Fakültesi'ndeki anket sonuçlarından farksız. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin esas öğrencilerinin isyanı internet forumlarından kampüse taşmak üzere. Forumdaki katılımcılardan biri, öğrenci sayısının fazlalığı nedeniyle hocaların, hatta amfilerin yetersiz kaldığını anlatıyor ve bu nedenle TUS'ta (tıpta uzmanlık sınavı) başarısız olacaklarından yakınıyor.

Bu durum toplum sağlığını da yakından ilgilendiriyor elbette. Nitekim halihazırda Çanakkale 18 Mart ve Balıkesir Tıp fakültelerinin öğrencilerinin de eğitim gördüğü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özgün Enver'in tıp eğitimi ve altyapısı olmayan fakültelerden mezun olan hekimlerle ilgili ciddi kaygıları var. "Neredeyse her ilde tıp fakültesi var. Bu kadar kolay olmamalı, doktor yetiştiriyorsunuz. Bu iş ehliyet vermeye benzemez. Çok daha büyük tehlikeler söz konusu" diyor Enver. Haziran'da Sakarya Gündem gazetesine konuşan Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Nuri Dilek'in sözleri de önemli. "Şu anda tıp fakültesinde sadece bir kişi çalışıyor, o da benim. Binanız olmayınca eliniz kolunuz bağlı kalıyorsunuz. Bina problemini çözmeden gerçek manada tıp fakülteniz olmuyor" diyor Dilek.

Başta söyledik ya, sanki YÖK bir yere yetişme telaşında. Orası da Avrupa. Sağlık Bankalığı verilerine göre bugün ülkede 100 bin kişiye 140 hekim düşüyor. Bu oranla Avrupa ülkeleri arasında sondan ikinciyiz. (Sonuncu Arnavutluk) Bakanlığın 2023 projeksiyonunda her 100 bin kişi için 250 hekim yetiştirmek var. Enver, AB standartlarını yakalamak amacıyla pek çok ülkenin böyle bir atılım yaptığını ama plansız hareket edildiğinde çok daha büyük bedeller ödenebileceğini belirtiyor: "Bugün İtalya'da İspanya'da rehberlik yapan hekimler var. Bu hesapsızlıkla devam edilirse bizde de beş seneye hekim otobüs şoförleri görürüz." En eski vakıf üniversitelerinden Maltepe Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Çolak da tıp fakültesi açmak için öncelikle altyapı ve akademik kadronun oluşturulması gerektiğini savunuyor. "Tıp fakültesi hastanesiz olmaz. Bugün böyle bir yatırım için 150 milyon dolar gerekir. Aksi takdirde eksik koşullarda yetişen hekimlerin teşhisleri de tedavileri de eksik kalır."

Bu yılın ÖSS birincileri eksik altyapı ve eksik kadrolu bir fakültede eğitim görmeyecek tabii. Ne var ki, ülkenin en köklü tıp fakültelerinde de durum pek parlak sayılmaz. Örneğin Cerrahpaşalı hekim adayları eğitimde bir standardın olmamasından yakınıyor. "Okulda 20 farklı anabilim dalı varsa, 20 farklı eğitim sistemi var. Hatta sistem derslere giren hoca sayısı kadar çeşitleniyor. Hiçbirinin diğerinden haberi yok" diyor biri. Hemen hepsi son sınıf öğrencisi olan gençlerin hiçbiri isminin yayınlanmasını istemiyor. Bir başkası eğitimi boyunca koruyucu tıbba ilişkin hiçbir şey öğrenemediğinden yakınıyor. "Tıp okumak enayilik" diye sözü alıyor diğeri. "Deli gibi çalışıyorsun ama çoğu zaman söz hakkın yok. Okulda da toplumda da biraz daha saygı görmek istiyorsun."

Aslında son sınıf öğrencilerini fakültede görmek büyük bir şans. Zira çoğu TUS'a hazırlanmak için dershaneye (Yanlış okumadınız, TUS'a hazırlık dershanesi) gidiyor. Bu meyanda tıp fakültesi öğrencilerinin hasta bakıp pratik yapacakları son yıl, dersler çoğunlukla "boş" geçiyor. Çünkü bir an önce uzmanlık eğitimine başlamak isteyen öğrenciler, son yıl hasta bakmak yerine TUS için özel kurulan dershanelerde sınava hazırlanmayı tercih ediyorlar. Ne de olsa önlerinde çok uzun ve zorlu bir süreç var.

Altı yıllık tıp eğitiminden sonra her dört yeni mezundan sadece biri uzmanlık sınavını kazanıyor. Sınava hazırlanmak yerine halk sağlığı konusunda çalışmalar yapmayı tercih eden bir hekim adayına Akdeniz Üniversitesi'nde yapılan anketteki soruyu soruyoruz: "Anne-babanı dönem arkadaşlarından birine emanet eder misin?" Yanıt beklediğimizden farklı oluyor. "Arkadaşlarım tıp eğitimi boyunca öyle zorluklarla karşılaşıyor ki, annemin ruhu hastaysa, bu deneyimleri sayesinde onu tedavi edebilirler. Ama fiziksel bir hastalığı varsa, asla!"

sayı: 39

Yorumlar
Member Comments

 

Ordu'da özgün şehir dokusu ve çevrenin korunması için mücadele eden Enis Ayar, "İki ünlü mimar sırf rant uğruna Ordu'nun en kötü iki binasını yapmış" diyor. ...

 
 

Anaokulu çocuğunuzun birey olarak topluma karıştığı ilk ortam. Sürecin seyri ise sizin elinizde.

 
The Peek
 
 

Eyyvah Eyvah; "Türkler ne olsa" parodileriyle, ergen esprilerinden yılmış komedi severlere hitap ediyor. Ama onların sayısı da 1 milyon bile değilmiş. ...

 
 
 
 

Geleneksel "ABD 'soykırım' diyecek mi" dönemi başladı. Bunun baş mimarları ve Türkiye'nin uluslararası alanda en çok çekindiği insanlarla tanışmanın da vaktidir. ...