RÖPORTAJ ARŞİVİ

"Hükümeti temsil etsem 11'de kalırdım"

İTÜ Rektörü Prof. Muhammed Şahin: "Onlar özgürlükçü oluyor, biz karşıyız sanki."

Geçmişi 236 yıl öncesine uzanıyor İstanbul Teknik Üniversitesi'nin. Bugün lisans ve yüksek lisansta 24 binden fazla öğrencisi var. 2200 öğretim elemanının çalıştığı üniversitenin 10 aylık rektörü Prof. Muhammed Şahin'le Maslak'taki kampusta konuştuk.

- Newsweek Türkiye: Bugün üniversiteler siyaset yapıyor mu?
Şahin: Bir sene öncesine kadar üniversiteler ve YÖK, hükümete karşı veya kendi duruşları çerçevesinde değişik pozisyonlar aldı. Bu işten üniversiteler zararlı çıktı. Bilimden çok bunlarla uğraştılar. Bazı rektörler bilerek bu tarafa yöneldi. 1980'lerde atıflı makale bazında dünya sıralamasında 44'üncü sıradaydık. 2008'de 18'e yükseldik. Oysa daha hızlı yürümeliydik. Üniversiteler siyasi bir duruş sergilerken asli görevlerini unutmamalı. Biz zaten teknik üniversiteyiz. Dışarıda hakkını savunduğumuz insanların vergileriyle burada maaş alıyoruz. Aldığımız şeyin karşılığını vermemiz lâzım.

- Sizin sıkıntınız yok mu?
Son yıllarda YÖK'ün eğilimi daha çok kişiyi üniversiteye sokmak ama bunu yaparken bizim gibi üniversitelere zarar veriyor. ABD'de 5000 üniversitenin 70'i araştırma üniversitesi. Türkiye'de de bu kapsamda iki-üç üniversite olmalı. Mevcut YÖK sistemi bana "sen bekle, hızlı gitme" diyor. Lisans öğrenci sayım 17 bin, yüksek lisans öğrenci sayım 7 bin. Yani yüzde 73 lisans, yüzde 27 yüksek lisans. Dünyada ilk yüzdeki araştırma üniversitelerinde bu oran yarı yarıya. Teknoloji, patent, yüksek lisans, doktora seviyesinde olur. Bunu Türkiye'de yapabilecek ODTÜ, İTÜ, Boğaziçi. Beşi geçmez. Demek bu şekilde beş üniversiteye zarar veriyorsunuz. Lisansa boğup elimizi bağlamayın, sonsuz enerjimiz yok. Bir hocanın verebileceği ders belli. Zamanını araştırmaya harcamalı. Bunu YÖK Başkanı'na söyledim.

- YÖK başkanıyla konuşmak kolay mı? Bir ideolojik yaklaşım var mı?
Herkesin bir ideolojisi vardır. Ama bu dönemde YÖK başkanına ulaşmak kolay. Benimle birlikte başka rektörler de vardı. 10 aylık rektörleriz çoğumuz, ama tepkilerimiz dikkate alındı. Bu görüşmeler basına yansımıyor tabii. Çünkü geçmiş yıllarda rektörler mevcut yolları denemeden basını kullandı. O zaman yolları tıkadılar. Kendileri belki meşhur oldu ama üniversiteleri zarar gördü, kadro alamadılar.

- Siz biraz pragmatik yaklaşıyorsunuz.
Evet. Bu dönem öyle yaklaşılıyor sonuçta.

- Geçen yıl Cumhurbaşkanı daha çok oy alan ismi rektör atamadı, sizi atadı. Önceki rektör üniversiteyle ilgili demokrasi ve laiklik vurgusu yapıyordu.
Bu politika önceki rektörün seçim stratejisi oldu, savunacak başka şeyi yoktu. Üniversitenin sayısal göstergeleri çok kötüye gitmişti. Mevcut adayların içinde yurtdışından doktoralı tek bendim. Adayların yayınlarının hepsinin toplamını üçe katlıyordum. Sokakta birine gösterseniz CV'mi, istisnasız bu derdi.

- Daha sonra üniversitede bir sıkıntı yaşadınız mı?
Hayır. Çünkü üniversite gördü uygulamalarımı. Tamam burada ikinci oldum ama YÖK'te 20 kişi var, 17 oy aldım. Bilmem biliyor musunuz, orada 11'e 9 gibi bir oran vardı. Yani 11 üye hükümete yakın, dokuzu önceki dönemden. Hükümeti temsil ediyor olsaydım 11'de kalırdım.

- Üniversiteler arasında bir ideolojik ayrım var mı?
Vakıf üniversitelerinde olabilir. Onlar prim yapmak, basına çıkmak, öğrencinin gözüne girebilmek için bazı etkinlikler yapabilirler. Ama bence oturup bilimsel çalışma yapsınlar. Bir olay oluyor hemen Ermeni konferansı. Şimdi onlar özgürlükçü oluyor, biz özgürlüğe karşı. Demokrasi kimsenin tekelinde değil. Tabii ki o sosyal bilimci olduğu için o konularla ilgili ağırlığını koyacak. Ama her şeyde bağırırsa istekleri karşılanmaz. Mesela STK'lar, hep karşı çıkıyor. Ama alternatif bir şey üretmiyorsun. O zaman dikkate de alınmıyorsun. Mühendis ve Mimar Odaları Birliği var. Aslında birçok konuda ağırlığı olmalı. Ama var mı?

sayı: 39

Yorumlar
Member Comments

 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Avrupa ve ABD'de yüksek kakao içerikli çikolata tüketimi yüzde 43 oranında arttı. Önceleri en pahalı ürün gamında sütlü çikolatalar yer ...

 
The Peek
 
 

Yılın en büyük güncel sanat etkinliğindeki provokasyona karşı koymak kolay değil.

 
 
 
 

Neden Andorra'lılar, Sardinya'lılar ya da Okinawa'lılar dünyadaki herkesten daha uzun yaşıyor?