RÖPORTAJ ARŞİVİ

"Hükümetlerin ihtiras alanı olmayacağımız kesin"

TED Üniversitesi Mütevelli Başkanı Pehlivanoğlu: "Ulusal iradeyi tehdit eden konularda taraf oluruz"

Türk Eğitim Derneği (TED) Üniversitesi, geçen ay TBMM'de kurulması kabul edilen yedi yeni üniversiteden biri. Rektörü Eylül'de belirlenecek ve 2011 - 2012 öğretim döneminde Ankara'da ilk öğrencilerini alacak. "2500 öğrenci hedefleyen bir butik üniversite olacak" diyen TED Genel Başkanı ve TED Üniversitesi Mütevelli Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu'yla konuştuk.

- Newsweek Türkiye: Üniversiteler son yıllarda eskisine göre siyaseten daha mı faal?
Pehlivanoğlu: Ne yazık ki, üniversitelerin özerkleşmesi çalışmaları bir süredir sekteye uğradı. Akademisyenler giderek devlet memuru ya da evrak çantasıyla dolaşan işadamı kimliğine bürünmeye başladı. Üniversiteler toplumdan ve toplumsal sorunlardan arınmış fildişi kuleler haline dönüşmemeli. Bu anlamda siyaseti doğrudan etkiledikleri söylenemez. Ancak kamuoyunun ve hükümetlerin dikkatini belli konulara çekiyorlar.

- Günümüzde üniversiteler arasında belirli "ideolojik" ayrışmalar var mı?
12 Eylül öncesi sağ-sol kutuplaşmasının yerini artık laik-dinci tartışmaları aldı, son olarak da etnik köken tartışmaları pompalanmaya başladı. Üniversiteler ve bireyler katılmama ve karşı çıkma hakkını saklı tutabilmeli. Belli ideolojik ayrışmaların olması hem kaçınılmaz hem de gerekli. Üniversitelerden beklenen ülkemizde varolan mozaiğin içinde yaşatılan fikirlerin özgürce ifade edildiği, uluslararası çıkarlar ve yönlendirmeler yerine ulusal çıkarların ayırt edildiği kurumlar olmaları.

- Vakıf üniversiteleri ne getirdi ne götürdü?
Vakıf üniversitelerinin en büyük katkısı statükoyu zorlaması oldu. Birkaç on yıl önce geliştirilen modellerin artık değişen dünya koşullarının gerisinde kaldığı görülüyor. Yükseköğretim alanı popülist siyasi söylemlerin hakim olduğu siyasi emrivakilerle yürütülmeye çalışılıyor. Tek bir yasayla tüm yüksek öğretim kurumlarının yönetilmesi zor. Pek çok üniversitenin kendi gelenekleri ve farklı bir kültürü var. Bu gelenekler çeşitlenerek artmalı. Vakıf üniversitelerinin 'Taşra Eşrafı Modeli' yani belli bir bölgenin egemenlerinin parayı vererek kurdukları bir modelle sınırlı kalma tehlikesi var. Bunun önüne geçilmesi için çok geniş bir çerçeve yasa lazım.

- TED Üniversitesi, yukarda bahsettiğim siyasi-ideolojik ayrımda nereye oturacak?
Türk Eğitim Derneği ve dolayısıyla TED üniversitesi olarak tek bir siyasi ayrıma ya da akıma bağlı olmamız söz konusu olamaz. Hükümetlerin ya da siyasi akımların ihtiras alanı olmayacağımız kesin. Ancak, ulusal çıkarlarımızla bağdaşmayan ve ulusal iradeyi tehdit eden konularda taraf olmamız kaçınılmaz. İdeolojimiz Ulu Önder Atatürk'ün ilkelerinden sapmadan, değerlerini bilen, cumhuriyetine bağlı, dünyada önder bir Türkiye yaratabilecek yüksek nitelikli gençler yetiştirmek.

- İnternet sitelerinde TED'in Fatih Üniversitesi'nin devamı gibi olacağı, Gülen cemaatiyle yakın ilişkide olduğu iddiaları var.
Bu türden iddialar "iddia" olarak kalmaya mahkûm. Türkiye'de ne yazık ki iyi işler yapmaya çalışanlar bu türden aslı olmayan ithamlarla karşı karşıya kalabilmekte. Biz bu tür iddiaları önemsemiyoruz. TED'in duruşu ve çalışmaları tüm ülkenin mâlumu.

- TED nasıl bir üniversite olacak?
Nitelikli insan gücü yetiştiren, dış dünyayla ilişkisini geliştiren, eleştirel bir nitelik barındıran, evrimleşebilen, özgün bilgi üretebilen, nicelik değil nitelik odaklı, bilginin özgürce gelişimine izin veren, bağımsızlığını koruyan, yüksek akademik üretkenlik ve verimliliğin esas alındığı, güven ve aidiyet duygusu ve kurumsal yaratıcılık ortamının oluştuğu bir üniversite istiyoruz. TED, öğrenen bir üniversite olacak. Öğrencileri ve öğretim elemanları da bu öğrenme sürecinin temel taşları olacaklar.

sayı: 39

Yorumlar
Member Comments

 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Hosted Villas'taki köşkümde yüzme havuzu, iki teras, çatıda güneşlenme alanı, gül bahçesi ve ayrıca konsiyerj ve şoför bulunuyor. ...

 
The Peek
 
 

Film, coplarla dövülen, göz yaşartıcı gaza maruz kalan silahsız Filistinli protestocuları gösteriyor.

 
 
 
 

Neden artık tam demokrasi içinde yerini almalı? Ve neden askerler kadar siviller de bu konuda dersine çalışmalı?