RÖPORTAJ ARŞİVİ
"Sistemimizde çok merkeziyetçi bir yönetim biçimi var"
- Diğer Röportaj Haberleri
- "Mimardan önce"yi arayan bir "Argonot"
- İlişkili Haberler
- Hangi üniversite?
- "Dünyanın en etkin üniversitelerindeniz"
- "Hükümetlerin ihtiras alanı olmayacağımız kesin"
- "Hükümeti temsil etsem 11'de kalırdım"
- "Üniversite siyasetin içinde yer almamalı"
- "On bire dokuz"da yeni gelişmeler
- "Açık öğretim" tıp fakülteleri
- Tercihten karakter analizi
- Başka bir tercih mümkün
- Üniversite şehrini seçmek
- Bu kez notu öğrenciler verdi
- 21. yüzyılın meslekleri
- İş bulmada kim daha şanslı?
- Daha iyi bir üniversite
- "İş"e yarar yeni bölümler
1956'da kurulan Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde 16 bini lisans olmak üzere yaklaşık 23 bin öğrenci okuyor. 2500 öğretim elemanının bulunduğu okul bu yıla kadar 80 binden fazla mezun verdi. Sorularımızı Rektör Prof. Ahmet Acar'a yönelttik.
- Newsweek Türkiye: 12 Eylül'le siyaset ve ideolojiden uzaklaşan üniversiteler bugün hâlâ aynı konumda mı?
Acar: Türkiye'de 12 Eylül öncesi dönemde, fikir özgürlükleri ile çatışma birbirine karıştırıldı. 12 Eylül sonrasında getirilen YÖK düzenlemeleriyle, üniversitelerin mali, idari ve akademik anlamda kontrol altına alınmaları amaçlandı. Bugün üniversiteler, bilimsel etkinliklerini, yaratıcılık ve özgün katkı yapma sorumluluklarını dar bir kurumsal ortamda gerçekleştiriyor. Kürt meselesi, laiklik, türban vb. konular bilimsel ortamlarda sonuna kadar tartışılmalı. Konuların uzmanı akademisyenler, bilimsel doğruların peşinde koşmalı ve toplumsal bir problemin en doğru, en az sancı verecek çözümünün uygulamaya konması için birikim sağlanmalıdır.
- 30 yıl önce "devrimci-solcu" kimliğiyle öne çıkan ODTÜ'yü bugün nasıl tanımlarsınız?
Tek kelimeyle zor. Toplumsal sorumluluk, her zaman ODTÜ Misyonu'nun önemli bir bileşeni olmuş. Toplumda "fikir önderi" ve "kamu yararının koruyucusu" olarak görülen üniversitemiz, en çok güvenilen kurumlar arasına girmiş. ODTÜ'de, bugün sol yumruklar havada yemin edilmiyor, forumlar yapılmıyor. Ancak, kamu yararı söz konusu olduğunda veya bir belediye başkanı kampusu tehdit ettiğinde, ODTÜ'lü ruhu çok güçlü bir birlik sağlıyor.
- ODTÜ'de, Kürt meselesi, laiklik, türban gibi konularda bilimsel veya sosyal çalışmalar yapılıyor mu?
Yukarıda saydığınız her konuda çalışan birkaç ODTÜ'lü öğretim üyesi mutlaka bulursunuz. Bu konularda yüksek lisans ve doktora tezleri kütüphanemizde. Önemli olan, konuların bilimsel ortamda tartışılması ve yorumların uzman kişiler tarafından yapılması. Yoksa yalnızca çok sayıda toplantı ve panel yapmaktan bir fayda umulamaz. Kamuoyunda herkesin, her gün bolca tartıştığı konulara özgün olmayan veya bilimsel bulgulara dayanmayan görüşlerle katılmak, ciddi üniversitelerin ve nitelikli akademisyenlerin uzak durması gereken davranıştır.
- Üniversitenize ve derslere türbanlı öğrenci girebiliyor mu?
Hayır. Bu konuyu düzenleyen yasa ve yüksek mahkeme kararları var. Bunları onayan AİHM kararı da mevcut. ODTÜ farklı bir uygulama yapamaz.
- Üniversite sisteminde sizi en çok zorlayan ve sıkıntıya sokan konu ne?
Yükseköğretim sistemimizde çok merkeziyetçi bir yönetim biçimi var. Ödenekleri çok kısıtlayıcı kurallar çerçevesinde kullanmaya çalışıyoruz. Planladığımız yatırımları gerçekleştiremiyoruz. Kendi gelirlerimizi yaratmakta ve yarattığımız gelirlerimizi dahi kullanmakta mevzuat kaynaklı zorluklar yaşıyoruz. Örneğin, öğretim üyemiz bir sanayi kuruluşuyla birlikte yürüttüğü araştırma projesinde, ücreti destekleyen firma tarafından verilecek bir elektrik mühendisi çalıştırmak isterse, bu mümkün olmayabilir; çünkü Maliye Bakanlığı izni gerekiyor. Bilimsel araştırma ve yenilikler, bürokratik yapılarda yeşermez. Yapacağınız araştırmada kullanacağınız kimyasal, en az üç hafta süren satın alma işlemlerini beklemez. Beklemeye kalkarsa, neden Türkiye'deki araştırmalar ürüne dönüşemiyor diye yıllarca sorarız kendimize. Yaşlanan, emekli olacak kadrolarımızı belirli zaman dilimi içinde gençleştirmek için plan yapamıyoruz. Kaç kadro, ne zaman verilecek bilmiyoruz.
sayı: 39



















