Bugüne dek okul, dershane ve özel dersler arasında mekik dokudunuz. Muhtemelen yoruldunuz, bazen isyan ettiniz. Tek bir hedefiniz vardı, üniversiteye girebilmek. Sınavı atlattınız ama liseden mezuniyet heyecanını bile doğru dürüst yaşayamadınız. Alacağınız puan ve ardından yapacağınız tercihler, baloda gerçek partnerinizdi. Şimdi, tercih döneminde bu maratonun en zor aşamalarından birindesiniz. Zira yapacağınız seçim bundan sonraki hayatınızı, dünyaya bakış açınızı, yaşam standartlarınızı büyük ölçüde şekillendirecek. Bir düşünün, belki hayat arkadaşınızı bile bu tercih belirleyecek... Gerçekten öyle mi? Belki de değil. Geleceği kim bilebilir ki? Çoğumuzun, en az bir şansı daha olur.
Rahat olun ama yine de üniversite seçiminizi etkileyecek kriterleri doğru tespit etmelisiniz. Bunun için fazla zaman da yok. Zira, işlemler için son tarih, malum, 3 Ağustos. Herkesin hayali, severek yapacağı kolay bir iş bulup para kazanacağı bir mesleğe sahip olmak. Uzmanlar da benzer önerilerde bulunuyor. Meslek seçiminin yanında üniversitenin muteber, geniş eğitim ve sosyal olanaklar sunan bir kurum olması da tercihleri belirleyen etkenlerden. İnsan kaynakları ve yönetim danışmanlığı şirketi Data Expert'e bağlı Online Akademi bu ay en beğenilen devlet ve vakıf üniversiteleriyle ilgili bir araştırma yaptı. Katılımcıların internet üzerinden görüş belirttikleri ankette yaklaşık 7 bin kişi devlet, 2 bin 200 kişi ise vakıf üniversiteleri için oy kullandı. Sonuçlara bakılırsa devlet üniversitelerinde ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) birinci sırada. Onu Boğaziçi ve Hacettepe Üniversitesi takip ediyor. Vakıf üniversiteleri arasında ise ilk sıra Bilkent'in. Ardından Koç ve Sabancı üniversiteleri geliyor.
Anket sonuçları bir anlamda üniversitelerin itibar sıraları hakkında fikir veriyor. Burada üzerinde durulması gereken iki önemli noktaysa şunlar: Üniversiteye mi yoksa mesleklere göre mi tercih yapmak doğru? Üniversite isimleri ne kadar önemli? 2005'te Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre, üniversite mezunları lise mezunlarına göre yüzde 62 daha fazla para kazanıyor. TÜİK verilerine göre de yükseköğretim almış kişiler arasında işgücüne katılma oranı yüzde 77.5 seviyesinde. Oysa bu oran lise ve dengi okullardan mezun olanlar arasında yüzde 50'lere düşüyor. İş konusunda üniversiteyi kazananlar zaten nispeten bir avantaj elde etmiş durumda.
Öte yandan tercihte önceliğiniz bir an önce hayata atılıp para kazanmaksa hangi üniversiteyi bitirdiğinizden ziyade seçtiğiniz meslek daha önemli olabilir. Aslında bu konuda adaylara destek sağlayacak en sağlam veri, üniversite ve bölüm bazında öğrencilerin mezun oldukları sene işe girme oranlarının sıralandığı bir "mezunların iş bulma katsayısı listesi" olabilir. Böyle bir liste hazırlamak amacıyla yaklaşık 140 üniversiteyi (Kıbrıs dahil) arayarak mezun öğrencilerinin ilk yıl işe girme oranlarıyla ilgili herhangi bir veri tutup tutmadıklarını sorduk. Bazılarından yanıt alamadık. Yanıt aldıklarımızın arasından sadece 13 üniversitede bu tür istatistikler tutuluyordu. Pamukkale Üniversitesi Honaz Meslek Yüksekokulu, Atılım Üniversitesi ve Türkiye'de bir kamu üniversitesine ait tek özel istihdam bürosu olan Akdeniz Üniversitesi Girişimcilik ve İş Geliştirme Merkezi, mezun takibini yapan nadir üniversitelerden birkaçı. Tabii şimdilik. Zira araştırmamızdan ilham alan bazı üniversiteler, önümüzdeki yılın istatistiklerini kaydetmek için hazırlıklara başladı bile.
Üstelik bu eğitim kurumları arasında Anadolu'daki üniversiteler çoğunlukta. Önümüzdeki yıllarda özellikle bazı Anadolu kentlerindeki üniversitelerin başarılarıyla ilgili haberleri daha sık duyarsanız şaşırmayın. Hatta dilerseniz İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerdeki ünlü üniversitelerin yanında Anadolu'nun gelecek vaat eden ya da halihazırda rüştünü ispatlamış yüksek öğretim kurumları için de tercih listesinde yer bırakın. Çünkü, bazıları gerçekten de altyapı ve akademik personel açısından İstanbul'dakileri aratmıyor. Mesela Erzurum Atatürk Üniversitesi'nin kampusü neredeyse batıdaki vakıf üniversitesi kampusleriyle yarışacak durumda. En köklü eğitim kurumlarından Adana Çukurova Üniversitesi ise gerek kampusteki tesisleri gerekse akademik imkanlarıyla zaten bölgede yaşayan üniversite adaylarının ilk tercihleri arasında yerini alacaktır. Samsun 19 Mayıs Tıp Fakültesi, Süleyman Demirel Üniversitesi'nin Isparta Sanayi Odası işbirliğiyle kurulan teknokenti ve Urfa Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi uluslararası çapta çalışmalara imza atıyor. Dolayısıyla, bu eğitim kurumlarının, mezunlarına özellikle o bölgelerdeki istihdam açısından artı değer kazandırdığını da unutmamalı.
Ülkede eğitim veren üniversitelerle ilgili mevcut verileri derledikten sonra, şirketlerle iş arayanlar arasındaki iletişimi sağlayan tecrübeli insan kaynakları firmalarının bu konudaki çalışmalarına geliyor sıra. Data Expert'in hizmet verdiği firmaların eleman seçerken dikkat ettikleri kriterlerden yola çıkarak hazırladığı bir araştırmada, öne çıkan üniversite ve bölümler yol gösterici olabilir. Finans hizmetlerinden bilgisayar teknolojilerine kadar geniş bir çalışma alanına yayılan firmaları kapsayan ve bir buçuk yılda tamamlanan çalışmanın sonuçlarına bakılırsa sadece ünlü ve başarılı bir üniversitenin herhangi bir bölümünden mezun olmak hemen işe girmek için yeterli değil. Örneğin ODTÜ, Boğaziçi, Galatasaray, Sabancı, İTÜ gibi yüksek puan gerektiren ünlü üniversitelerin bile her bölümü listede yer almıyor.
Data Expert Genel Müdürü Hasan Altunkaya, üniversitenin adına değil bitirilen bölüme dikkat çekiyor. Altunkaya'nın üniversite adaylarına tavsiyesi şu: "Dört yıllık herhangi bir okul yerine meslek yüksekokulu bünyesindeki belli bir bölümü bitirmek iş alternatiflerini zenginleştirir. Firmaların ara elemana ihtiyacı var. Üretim, bilişim, ihracat, perakende, sağlık ve hizmet sektörlerinde bu ara eleman açığı kapatılamıyor. Ayrıca, tüm sektörlerde satış elemanına her zaman ihtiyaç var."
Bir başka insan kaynakları firması olan ABD menşeli uluslararası Manpower Türkiye Genel Müdürü Ebru Coş Boğaziçi, Marmara, ODTÜ, Galatasaray, Dokuz Eylül, Koç ve Sabancı üniversitelerindeki iktisadi ve idari bilimler fakültesi mezunlarının aynı alanın diğer fakültelerine oranla daha hızlı iş bulduklarını belirtiyor. Coş, üniversite adaylarına "Moda olanı değil, size uygun olanı; popüler olanı değil, gerekli olanı seçin ve spesifik alanlara yoğunlaşın" diyor. Ayrıca, uzmanlara göre IT, telekomünikasyon, sağlık ve yenilenebilir enerji alanında beklenen devrim nedeniyle enerji ve hizmet sektörü umut vaat ediyor.
Küreselleşen dünyada hızla artan rekabet aynı zamanda iş gücü piyasasına yansıyor. Dolayısıyla yeni meslekler ön plana çıkıyor. Pamukkale Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü'nden Doç. Dr. Oğuz Karadeniz, çağın gerek ve ihtiyaçlarına uygun meslek seçiminin gelecekte iş bulma imkânını arttıracağını söylüyor. Örneğin, tercih listesinde hizmet, perakende ve mağazacılık sektörleriyle ilgili bölümlere yer vermek gelecek için avantaj sağlayabilir. Karadeniz'e göre işgücü piyasasında uyumsuz bir eşleşme var. "İşverenin istediği ile yetişen eleman arasında bazen açık meydana gelebiliyor. Açığı ortadan kaldıracak programlar lazım."
Aslında yeni bölümler açarken, böyle projeksiyonlar yapan üniversiteler de yok değil. Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi (OKÜ) bulunduğu bölgenin sahip olduğu avantajlardan yararlanarak Osmaniye Meslek Yüksekokulu'nda önümüzdeki dönemde Enerji Sistemleri Mühendisliği eğitimine başlıyor. Bölgede rüzgâr enerjisi yatırımına özel sektörden yoğun ilgi bulunuyor. Yerli ve yabancı firmalar santral kurmak için çalışmalar yapıyor. Hedef bu bölümden mezun olacak öğrencilerin rahatlıkla iş bulabilmelerini sağlamak. Bu akademik yılda Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Otel Yöneticiliği Lisans Programı'na ilk öğrencilerini alacak Özyeğin Üniversitesi Swissotel ile işbirliği anlaşması yaptı. Kurum öğrencilerine dünya genelindeki Swissotel işletmelerinde staj yapma ve işe alımlarda bu bölümün mezunlarına öncelik kazanma imkânı sunuyor. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gerede Meslek Yüksekokulu ise Gerede'de deri sektörünün gelişmesi ve yörenin yeni iş olanaklarına kavuşması için Ayakkabı Üretim Teknolojileri Programı ile Deri Ürünleri Üretimi Teknolojileri Programı adıyla iki yeni program açıyor.
Data Expert uzmanları ayrıca "Geleceğin Meslekleri" ile ilgili araştırma için telekom, bilişim, enerji, hızlı tüketim alanlarında çeşitli firmaların direktörleri ve yeni iş geliştirme bölüm başkanlarıyla görüştü. Oxford, Stanford, Harvard, MIT gibi üniversitelerin bilgisine de başvuran araştırmacıların ulaştığı sonuçlar, 21. yüzyılda para ve kariyerin yoğunlaşacağı sektör ve mesleklere ışık tutuyor. Elektronik ve haberleşme mühendisliği, uluslararası hukuk, biyoteknoloji, genetik bilimleri mühendisliği, yazılım mühendisliği ve ekonomi hukuku çağın mesleklerinden bazıları. Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Attila Aşkar'ın öngörüleri de araştırma sonuçlarını destekliyor. Aşkar'a göre önümüzdeki 20 yılda biyoteknoloji, nanoteknoloji, çevre, enerji, sağlık ve lojistik alanlarında önemli gelişmeler olacak. Teknolojinin insan ve toplumla etkileşimini irdeleyen mesleklere ihtiyaç artacak. Bu alandaki gelişmeleri takip eden Atılım Üniversitesi'nin özellikle mekatronik, üretim, malzeme, bilişim sistemleri, uluslararası lojistik ve taşımacılık bölümleri dikkat çekici.
Mezun olduğunuzda iş bulma konusunda avantaj sağlayacak unsurlardan biri de üniversitenin sağladığı staj olanakları ve üniversite bünyesinde faaliyet gösteren kariyer merkezleri olacak. Tercihlerinizi yaparken bunları da dikkate almanızda yarar var. Oxygen Consultancy'den Zeynep Doğrul Asar genel kanının aksine, en beğenilen üniversitelerden mezun gençlerin de iş arama süreçlerinde sıkıntı yaşadığını belirterek "Çünkü beklentileri yüksek, mezun oldukları üniversitelerin eğitiminin yeterli olacağını düşünüyorlar. Gençlerin en büyük yanılgısı ideal iş tanımı. Kendilerini fazla geliştirmeden ve emek sarf etmeden iyi para kazanmak istiyorlar" diyor. İyi bir eğitim almak kadar kendini geliştirebilmek de önemli. Aslında mükemmel üniversite yok. Okulunuz ne kadar iyi olursa olsun sonuçta fark yaratan istek ve çabalarınız oluyor. Adecco Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü Asiye Özçelik Yıldırım ise iş bulmak için üniversiteden çok mesleksel gelişimin etkili olduğunu düşünüyor: "Üniversite bölümü sadece araçtır. Eğitim sırasında yaptıkları stajlar, dahil oldukları araştırma projeleri de çok önemli. Kişinin iş bulması, bu süreçte kendisine neler kazandırdığıyla da doğrudan bağlantılı." Profesyonelim Danışmanlık ve Eğitim Şirketi Kurucusu Mehtap Arsan'a göre markalaşmış üniversiteler işverenlerin gözünde ön plana çıkıyor ve iş dünyası bu üniversitelerin mezunlarını istihdam etmek için çaba gösteriyor. "Ancak hangi üniversiteden mezun olursa olsun, bireyin çalıştığı kurumda artı değer yaratmasını sağlayan unsurlar kişisel özellikleri, yetkinlikleri ve yetenekleridir. Tek başına üniversite ya da bölüm çok anlam ifade etmeyecektir" diyor Arsan.
Aslında iş dünyasıyla yakın ilişkiler kuran üniversiteler Arsan ve diğer uzmanların tavsiyelerini çoktan hayata geçirdi bile. Örneğin TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi ülkede ilk defa eğitimde üniversite-sanayi işbirliği olarak bilinen 'Ortak Eğitim Modeli'ni uygulamaya koydu. TOBB ETÜ, eğitim dönemini bu program için iki yerine üç periyoda ayırıyor. Öğrenciler, ikinci sınıftan itibaren her eğitim yılında iki dönem teorik eğitimlerini alıyor, üçüncü dönemde ise TOBB ETÜ'nün sözleşme imzaladığı işletmelerde maaşlı olarak 3-4 ay çalışıyor. Böylece mezuniyetin hemen ardından bile iş deneyimlerini özgeçmişlerine ekleyebiliyorlar. Benzer bir uygulama Bahçeşehir Üniversitesi'nde de var.
Doğrusu vakıf üniversiteleri, iş dünyasıyla iletişim konusunda devlet üniversitelerine nazaran daha aktif bir portre çiziyor. Tercih yaparken burslu programlar dışında paralı olan bu üniversiteleri göz ardı etmeden önce ekonomik koşullarınızı bir kez daha gözden geçirmek faydalı olabilir. Zira yüksek ücretleri nedeniyle çoğu öğrencinin kılavuzda incelemeden geçtiği vakıf üniversitelerini tercih etmek geleceğiniz için kârlı bir yatırıma dönüşebilir. Yazının başında bahsettiğimiz gibi 2005 tarihli ABD'de yapılan bir araştırmaya göre üniversite mezunları, lise mezunlarından yaklaşık yüzde 62 oranında daha fazla kazanıyor. Hiç yüksek öğrenim görmemek ya da istemediğiniz bir bölümde okumak yerine, tercihinizi bu yönde kullanarak orta vadede okul masraflarınızı çıkartabilirsiniz. Ayrıca iki yıllık vakıf meslek yüksek okulları olduğunu da unutmayın. Örneğin İstanbul Kavram Meslek Yüksek Okulu'nun ikinci öğretim programları, çalışanlara da eğitim olanağı sağlıyor.
Evet. Hali hazırda bir mesleği olanlar da yeniden üniversite eğitimi almak isteyebilir. Belki bu kez iş imkânlarına, ücretlere bakmadan sadece ilgilendikleri bir alanda bilgi kazanmak ve hatta yalnızca üniversite havası solumak için olsa bile. Zira, üniversite seçiminde ne kadar ince eleyip sık dokusalar da üniversiteli olunca tercihlerinin pek de doğru olmadığını anlayan çok öğrenci var. Mesela, Sabancı Üniversitesi'nde son 8 yıldır öğrencilerin neredeyse yarısı ilk bildirdikleri diploma programından farklı seçim yaptı. Aslında, eğitimleri dışında bambaşka işlerle uğraşan ve çevremizde de sık rastladığımız örnekler bu durumu doğruluyor.
Şimdiye dek daha geniş iş imkânları sunan üniversite seçeneklerinden bahsettik. Ama üniversiteyi sadece mesleki bir eğitim kurumu olarak görmek, başta "üniversite" sözcüğünün temsil ettiği yapıya haksızlık olur. Üniversitelerin kurumsal yapıya kavuşmaya başladığı ortaçağın son dönemlerinden itibaren üniversiteler (akademiler) bilimsel araştırmanın, üretimin ve öğrenimin merkezleri haline geldi. Üniversite öğrencileri tarih boyunca pek çok toplumsal ilerlemede lokomotif görevi yüklendi. YÖK eski Başkan Vekili İsa Eşme'nin de dile getirdiği gibi "üniversitelerin amacı sadece iş bulmak olamaz. Yaşamınıza sağladığı katma değer de çok önemli."
Kısacası, yıllar geçireceğiniz, karakterinizde geri dönüşsüz değişimler yaratacak belki de bambaşka bir karakter kazanacağınız ortamı seçerken tek kriter "iş bulma kaygısı" olmamalı. Üniversitede kazanılan hayat tecrübesi, bazen alınan mesleki eğitimin çok ötesine geçebilir. Tıpkı bugün çanta üreten bir şirketin yöneticisi olan Bülent Mızrak gibi. Mızrak, Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi Bölümü mezunu. Aslında üniversite tercihini belirlerken, onun da diğer adaylardan farklı kriterleri yoktu. ÖSS puanına uygun, ona en iyi iş imkânlarını sağlayacak, yabancı dil öğrenebileceği bir eğitim kurumu arıyordu. "Ama kazandığım okulun daha bahçesine girdiğimde, burasının çok farklı olacağını hissetmeye başlamıştım. 6 yılı aşkın bir süre bu üniversitede okudum. Burası dışında, hayatımın hiçbir yerinde karşılaşmayacağım insanlarla tanıştım, hatta bazıları yaşamımdaki en önemli kişiler haline geldi. Yabancı öğretim üyeleri sayesinde yurtdışı, benim için yaşadığım ülkenin dışında bir yer olmaktan çıktı" diyor Mızrak. Nihayetinde, o kamu yönetimi okudu ama ne kaymakam ne de kamu idarecisi oldu. Üniversite yıllarında müteşebbis yönü ağır basan bir öğrenciyken kendi işini yapmaya karar verdi. "Bu kararımda dahi bölümümün etkisi var. Sadece işim değil, neredeyse tüm yaşamım, hayata bakışım üniversite yıllarında şekillendi" diyor.
Benzer örnekleri çevrenizde de bulmak mümkün. Özellikle de ailesinden uzakta, üniversite yıllarını başka bir şehirde geçiren yakınlarınızı düşünün. Eğitimbilimci Eşme'ye göre bu yıllar, aynı zamanda kişilik gelişiminde de önemli rol oynuyor. Bu nedenle Eşme adaylara "mümkün olduğunca uzaklaşın, başka bir şehre gidin" diyor. Elbette, sadece uzaklaşmak için bir tercih yapmak akıllıca sayılmaz. Ama kozasından çıkmak isteyen tırtıllar için Eşme'nin bazı tavsiyeleri var: "Eğitim göreceğiniz üniversitenin ne kadar köklü olduğu, size aşılayacağı aidiyet duygusu, hatta eğitim alacağınız fakültenin bulunduğu kampus da çok önemli." Bir okulun öğrencileri o üniversiteye mensup olmalarından ötürü mutluysa, Eşme'ye göre "işte o eğitim kurumu iyi bir üniversite standartlarına sahiptir." Deneyimli eğitimci, diğer "iyi üniversite standartlarını" da şöyle sıralıyor: "Doktora programları önemli bir kriterdir. Zira, YÖK kötü olan üniversiteye kolay kolay doktora programı vermez. Üniversitelerin uluslararası bilimsel yayın sıralamasındaki yeri ve öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı da bir üniversitenin kalitesi hakkında çok şey söyler." Çalışmaktan, sınavı kazanmaktan ve tercihinizden sonra üniversite bir yanıyla da kader, kısmet...
(Nihan Bora'nın katkılarıyla)
sayı:
39