"Türkler'i ikna etmek daha zor"
- Diğer Dosya Haberleri
- Allah aşkına söyleyin...
- İlk göç dalgasından bugüne
- İlişkili Haberler
- Aynadaki düşman
- Amerikan faktörü
- "Boğucu, yıkıcı, öldürücü bir ortamda büyüdüm"
- "İyi polis, kötü polis"
- "Gene gel, tamam mı?"
- Terörle mücadelede PKK'ya karşı dersler
- PKK'ya sessiz tasfiye
- Kürtler'in de "öteki"si var
- "TRT 6 Kürt milliyetçiliğini artırır"
- "Altı yıl önce yapsaydım şov ve provokasyon olurdu"
- Sessizliğe dikkat
- Kürtçe mevlidin sırrı
- Kürt milliyetçiliği yükselişte
- Sırrı, ekmek ve gül
- Kürt "Hamas"ı mı?
- "Geç verilen hakkın kıymeti azalır"
- "Zaten tamamen çözülemez"
- "Ne tümden yersiz, ne de baştan sona haklı"
- "Birarada yaşama romantizminden sıyrılalım"
- Etnik köken özgürlük mü, tutsaklık mı?
- Çözüm korkusu
- "PKK'lının kardeşi"
- "Hatalarımız oldu"
- "Hedef çözümse, böyle olmalı"
- MİT şükranlığı
- Dağ hazır mı?
- Çözüm süreci
- Türk-Kürt ortak pazarı mı?
- Öcalan ne dese beğenirsiniz?
- Bu ağaç çiçek açar mı?
- "Ümmetçi" liderin dönüşü mü?
- En zorlusu
- Unutulan Kürtler
- Yanlış anlaşılmasın
- Bomba kimin elinde patladı?
- Bir yol haritası
- Kürt sorununu anlamak için
- PKK'dan korucu açılımı
- Bir çocuğun seçimi
- Günlerin sonu
Sadece Kürtler değil, Türkler de daha çok hak istemeli. Vatandaşlar kendi yaşamlarını belirlemek, devletin ve diğer güçlerin dayatmasına karşı kendilerini korumak ister; ne kadar çok hak tanınırsa o kadar sağlam korunurlar. Bu belli bir etnik gruba özgü bir argüman değil. Fakat şu var: Devlet Türkler'in devleti olarak kurulmuş, şimdi kalıbının genişlemesi gerekiyor.
Üniter ya da üniter olmayan yapı tarih içinde belli dönemlerde oluşmuş tanımlar. Türkiye'de geçerli olan, iki dünya savaşı arası dönemde kabul edilen anlamlar. Bu dönem dünyada aşırı derecede üniter yapı ideali vardı. Devletler üniter yapıyı katı bir şekilde korumaya çalıştı ve bu ters sonuç verdi. Son 20 - 30 yıldır dünyanın hemen her ülkesinde bu fetişizme yönelik itirazlar, direnmeler söz konusu. Çağdaş diye düşünebileceğimiz tüm devletlerde esneklikler ortaya çıktı, farklı gruplara kültürel ve siyasi haklar tanındı, değişik düzeylerde yönetim özerklikleri gündeme geldi. Bu yeni dengeler oluşurken sadece Kürtler, Lazlar ya da Gürcüler söz konusu değil. İleri bir demokraside her düzeyde, herkes için yeni hakların gündeme gelmesini bekleyebiliriz. Türkiye bu konuda çok geç kaldı. Bu da aşırı korkaklık ve gereksiz kısıtlamalar getirdi. Ancak son yıllarda Türkiye'deki üniter yapının yeniden düşünülmesi lâzım geldiğine dair bir anlayış belirdi. Eskiden üniter devletin hiç taviz vermez ve asimilasyonist diye düşünebileceğimiz, bütün nüfusu homojenleştirmeye yönelik bir versiyonu söz konusuydu. Bugün dünyada üniter devlet çok çeşitli temellerde oluşmuş grupların çeşitli düzeylerde siyasi ve kültürel haklarını tanıyor. Demek ki eski anlayıştaki üniter yapı zaten bozulacak.
Türkiye'deki Kürtler, nüfusun yüzde 20'sidir en fazla. Ayrıca Kürtler'in nüfusunun çok hızlı arttığı da şu an için geçerli belki ama çok süratle değişen bir demografik profilden bahsediyoruz. Bir kere Kürt aileler batıya geldiği zaman hemen değişiyor. Oldukları yere uygun, iki, en fazla üç çocuk yapmaya başlıyorlar. Eskiden Türkler de, başkaları da, köydeyken çok çocuk yapardı. Doğurganlık etnik aidiyetle belirlenmiyor. Gelişme, modernleşme ya da kentleşme düzeyi kaç çocuk istediğinizi belirliyor. Kürtler'in kentleşmesi veya modernleşmesi, ekonomik düzeylerinin yükselmesi doğrudan bu kaygıyı ortadan kaldıracaktır.
Türkiye'de şu anda milli gelirin bu kadar düşük olmasının nedeni de Doğu ve Güneydoğu'nun gelişememesi. O bölgelerin kalkınması milli gelir ortalamasını da tabii ki yükseltecek. Sıfır toplamlı bir olaydan bahsetmiyoruz. Yani batıdan doğuya gidecek milli gelir diye bir şey yok. Tam tersine. Başta devletin oraya bir başlangıç sermayesi aktarması gerekir, fakat ondan sonra oradaki gelir ne kadar artarsa Türkiye'nin ortalama milli geliri de o kadar artacaktır.
Çözüm, teröre hak vermek veya pes etmek demek değildir. Bu ülkenin içinde herkes kavga etmeden yaşamak istiyor. Herkes bu ülkenin devletini paylaşmak, ülke ekonomisinin parçası olmak istiyorsa, bir şekilde barış çıkacak ortaya. Söz konusu olan bir uzlaşma zemininin bulunması. Keşke silaha sarılma başından önlenseydi.
Ancak meselenin çözümünde Türkler'i ikna etmek daha zor. Bunları düşünmesi gerekenler de siyasiler, devlet kesimi, elitler, medya. Böyle bir çözümün herkesin işine yarayacağını, herkesin menfaatlerine cevap vereceğini bir şekilde insanlara anlatmak gerekiyor. Hakim taraf olduğu için Türkler'in çoğunluğunun ikna edilmesi gerekiyor.
Gazetelerden anladığımız kadarıyla en radikal bildiğimiz Kürt hareketleri dahi şimdi 'biz ayrılıkçı ya da kökten milliyetçi değiliz, demokratik haklara razıyız' noktasına gelmiş. Buna yüzde 100 inanmak zorunda değiliz ama böyle bir söylem varsa buna cevap vermek herhalde Kürtler'in de önemli bir kısmını uzlaşma zemini arayanların yanına çekecektir.
Türkler ve Kürtler'in beraber yaşayabildikleri her gün kanıtlanıyor. İnsanlar sürekli patlama bekliyorlardı ama hiçbir zaman (provokasyonlar hariç) böyle bir karşılıklı şiddet ortamı olmadı. Kürtler'le Türkler çok uzun zamandır iç içe. Son 15 yıldan önceki dönemde batıya gelen veya şehirlere giden Kürtler Türkler'le beraber gayet kolay yaşadı. Hatta birbirleriyle evlendiler. Ancak son zamanlarda, ekonomik durumun da etkisiyle, mahallelerin etnik temelde ayrıştığını görüyoruz. Kentlilik yerleştiğinde nüfusların bütünleşmesi daha kolay olacak.
(Keyder, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi, iktisat doktoru ve sosyoloji profesörü.)
sayı: 30



















