Sırrı, ekmek ve gül

Osman Baydemir, Kimin ne istediğini bilerek ama kendi bildiğini yaparak yüzde 65 oy oranını aştı.
Engin Irız

1908'de New York'ta 128 kadın işçinin hayatını kaybettiği bir fabrika yangınından sonra yürüyüşe geçen binlerce kadın, "ekmek de istiyoruz, gül de" diye slogan atıyordu. Yangını takip eden grev bu slogan yüzünden tarihe "ekmek ve güller" adıyla geçti. O grevden yüz yıl sonra, 29 Mart seçimlerine giderken Diyarbakır'da benzer bir durum göreve yeniden talip olan Demokratik Toplum Partili (DTP) belediye başkanı Osman Baydemir'in şahsında ifadesini buldu. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) kimlik siyaseti yapıp hizmet getirmemekle eleştirdiği Baydemir'in seçim propagandasındaki kilit ifade benzer bir ikilemeydi: Hem kimlik hem hizmet... Başka sloganlara da başvuruyordu Baydemir. Güneydoğu'ya aktarılan bütçenin büyük bölümünün güvenliğe harcanmasına tepki gösterirken sık sık "Batıya fabrika yol, doğuya jandarma, karakol" diyordu. Bölgedeki etkinliği, -ülkenin batısında pek fark edilmese de- hayran kitlesi giderek artan Baydemir, 1960'ların Türkiye'sinde etkili olan "gençlik dilini" kullandığı için (dünyada 68 rüzgârının estiği bu dönemde önderliğini Deniz Gezmiş'in yaptığı gençlik hareketinin sloganlarından biri "Boğaz'a köprü değil, Hakkâri'ye okul"du) büyük sükse yapıyor olabilir. Üstelik Diyarbakır'da yüzde 65'i aşan oy oranıyla ikinci dönem belediye başkanlığına seçilen Baydemir'in mitingleri kendi şehriyle sınırlı kalmadı. Politikacı, kampanyası sırasında Güneydoğu Anadolu'yu adım adım dolaştı. Baydemir'i yakından takip eden bir Diyarbakırlı şu tespitte bulunuyor: "Halk dilini çok iyi kullanıyor. Halk ona star muamelesi yapıyor." İsminin yayınlanmasını istemeyen bu kişi Baydemir'in 2004'ten bu yana kesintisiz her ay halk toplantıları gerçekleştirdiğini, halkın talep ve şikâyetlerini sabırla dinleyip not aldığını anlatıyor: "Baydemir uçan kuştan bile fikir alıyor. Kürt sorununun sadece siyasal değil, ekonomik yatırımlarla da çözülmeye çalışılması gerektiğinin farkında. Böyle çalışmalar yürütmeseydi, kimliği, siyaset yaptığı parti ne olursa olsun, bu kadar oy alamazdı." Baydemir'in bu siyasi hevesi partisiyle ilgili yüksek bir kariyer planının parçası olabilir mi? Bilmiyorum. Ama onu tanıyanlar bu konuda ipuçları veriyor.

İki çocuk babası Baydemir'in yakınındaki başka bir isim, halkın ilgisini Baydemir'in burcunun İkizler olmasına bağlıyor: "İkizler, farklı konularda aynı anda düşünebilir. Bir entelektüelle de rahat konuşur, kara cahille de. Fakat aynı zamanda çevreleri tarafından sürekli yanlış anlaşılabilirler." Eşi Reyhan Yalçındağ ise "Baydemir resmî kayıttaki doğum tarihine göre (6 Haziran 1971) İkizler. Ancak kayınvalidemin verdiği tarih Koç burcuna işaret ediyor" diyor. "İsterseniz Koç burcunun da özelliklerine bakın. Lider burcudur." Yıldızlar Koç burcu için başka bir şey daha söylüyor: Herkesi dinler ama kendi uygun gördüğünü yapar. Söz konusu Baydemir ise yerinde bir tespit olabilir.

DTP Dış İlişkiler Sorumlusu Nazmi Gür yakın arkadaşı Baydemir'in "Avukat olarak uzun yıllar İnsan Hakları Derneği'nde (İHD) mücadele verdiğini ve bu yüzden halkın acılarını iyi bildiğini" savunuyor: "Geniş bir siyasal perspektifi var; kendini yeniliyor. Söylediklerinin arkasında durması onu hak ettiği yere getirdi. Ufak tefek bir adam ama yaptıkları onu halk gözünde büyük birine dönüştürüyor."

Baydemir vizyonunu yenilemek için dış dünyaya açılma ihtiyacı duymuş olmalı ki, 2003-2004'te kendi olanaklarıyla ABD'ye gitti ve İngilizce eğitimi aldı. Gür, Başkan'ın sonradan öğrenmesine rağmen çok iyi Türkçe konuştuğunu da ekliyor: "Ama çok da iyi bir Kürtçe'si vardır." Baydemir'in belediye başkanlığına başladığı dönemden beri beraber çalıştığı danışmanı Şeyhmus Diken, onun önemli bir boşluğu doldurduğu iddiasında. "Kürtler'in arasında Türkçe'yle birlikte ana dili Kürtçe'yi de, yanına bir Batı dilini de katarak konuşabilen, tartışabilen ve temsil yeteneğini hakkıyla kullanan siyasetçi sayısı çok az." Baydemir iki dili de aksansız konuşuyor ve bu onu Kürt politikacılar içinde farklı kılıyor. Onu Diyarbakır halkının genelinden ayıran bir başka özelliği ise evliliği. Baydemir eşiyle beraber daha orta sınıf hatta daha "beyaz" bir kesimin içinden geliyor. Bu bir yandan ona olan sempatiyi arttırıyor; çünkü ilk defa 'beyaz' biri onları yönetiyor; diğer yandan çevresinin ona temkinli yaklaşmasına da neden oluyor.

Çatışmalarda öldürülen PKK'lıların cenazelerinin taşınması için ambulans tahsis etmesi, bir dönem Baydemir'i hedef haline getirmişti. Ancak bu kararından vazgeçmedi ve bu uygulamayı, 2009'daki en güçlü rakibi AKP'li Kudbettin Arzu'ya da kabul ettirdi. Bir televizyon programında "belediye başkanı olursanız, öldürülen PKK'lılar için ambulans tahsis eder misiniz" sorusuna Arzu, "bizim için ölünün kimliği önemli değil" mealinde yanıt verdi. Öte yandan kendisi de Arzu'nun rüzgârından etkilenmiş olmalı ki, sol eğilimli bir partide siyaset yapmasına rağmen kampanyasında dini argümanlara da yer verdi; "Allah'ın izniyle, kâfirler, elhamdülillah" gibi ifadeleri sıklıkla kullandı.

Baydemir, siyasetin genç yüzlerinden biri sayılabilir. Ama mensubu olduğu partinin siyaseti, dolayısıyla potansiyel açılımları üzerinde PKK'nın baskısı Ankara'da hep eleştiri konusu oluyor. Yeni nesil, belki diyaloga daha açık olabilecek -renk verdiği söylenemez ama- bir siyaset anlayışı Baydemir'in aklından geçiyorsa bile bu tür bir baskıyla karşılaşmamak için tedbirli davranmak istiyor olabilir. Yoksa, medyadan köşe bucak kaçmasını, Türkiye kamuoyunun büyük bölümünü kızdıracak zamansız ve yersiz çıkışlarla adeta örgüte karşı kendini kamufle etmesini nasıl açıklayacağız?

Yerel seçimlerden önce görüştüğüm Baydemir'e, sadece Diyarbakır'da değil, tüm bölgede bir "star" olarak karşılanmasının sırrını sordum. Yemeğinden bir lokma aldıktan sonra kısık sesle mealen şu yanıtı verdi: "Bu benim sırrım değil, devletin yapmadıklarının sırrı." Baydemir'le uzun yıllar İHD'de çalışan yakın bir arkadaşı, bu sırrı 1908'deki greve referans vererek açıklıyor: "Biz eskiden solcu arkadaşlarla aramızda, 'bu Kürtler kimlik diyor başka bir şey demiyor' diye konuşurduk. Solun 1960'larda halk nezdinde büyük ilgi uyandırmasının sebebi eşitlik vurgusuydu. Baydemir şimdilerde Diyarbakır'da bunu yapıyor. Sadece kimlik demiyor. Çünkü şunu iyi biliyor ki, halk ekmek de istiyor gül de!" Baydemir'in siyasi sahnenin neresinde olmak istediğiniyse, önündeki yeni başkanlık döneminde yaptıkları belirleyecek.

sayı: 26

Yorumlar
Member Comments

 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Hosted Villas'taki köşkümde yüzme havuzu, iki teras, çatıda güneşlenme alanı, gül bahçesi ve ayrıca konsiyerj ve şoför bulunuyor. ...

 
The Peek
 
 

Film, coplarla dövülen, göz yaşartıcı gaza maruz kalan silahsız Filistinli protestocuları gösteriyor.

 
 
 
 

Neden artık tam demokrasi içinde yerini almalı? Ve neden askerler kadar siviller de bu konuda dersine çalışmalı?