Kürt milliyetçiliği yükselişte

Seçim kampanyasını geniş bir bölgede sürdüren DTP'li Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, etnik siyaset yürütmeyi sürdüreceklerini söylüyor.
AA

Eline, kendisine doğru sıkılan bir mermi kovanını alarak fotoğrafçımıza poz veren DTP'li (Demokratik Türkiye Partisi) genç, biber gazından sersemlemişti. Etrafında biriken kalabalığın öfkesinden korkarak ilk taksiye atlayıp Diyarbakır'dan ayrıldık. Çünkü Diyarbakır, seçimlere saatler kala, muhtemelen Türkiye'nin en tekinsiz yerlerinden biri haline gelmişti. Sadece Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve DTP'nin seçim çalışması yürüttüğü ilde, adım başı kavga ve kargaşa çıkması işten bile değildi. Üstelik AKP'nin belediye başkan adayı Kutbettin Arzu'nun geçen hafta olaylı biten esnaf ziyaretinde kulağımıza çalınan şu sözler, gerilimin seçim sonrasına da taşınacağının işareti sayılabilir: "Sanmayın ki bu sayfa burada kapanır. İntikam, intikam!" Seçimlerden iki gün önce

ayrıldığımız Diyarbakır'da hafızamıza kazınan son kare, silah sesleri arasında AKP konvoyundaki bir araçtan yükselen bu ses ve sahibi öfkeli gençti. Nükhet Coşkun Caddesi'nde hayat olağan akışıyla devam ederken, 12 Eylül 1980'lerin işkencehanesi olarak ünlenen Diyarbakır Cezaevi'nin önünde kurulmuş semt pazarına AKP'li belediye başkan adayı ile giren takım elbiseli grup, etrafına kuşkulu bakışlar fırlatmaya başlamıştı bile. Her ne kadar İhlas Haber Ajansı'nın DTP'lilerin AKP grubuna 500 kişiyle silahlı saldırıda bulunduğu haberini okusak da, Diyarbakır'da iki yanlışın bir doğru yapmadığına doğrudan tanıklık etmiştik.

Aslında Arzu, Kürt meselesini kaşımamaya çalışırken, devletçi söylemin geçer akçe olmadığının farkında ve bu konuda bir hayli temkinli davranıyor. Kürt sorunu konusunda açılan muhabbetlerden kaçınmıyor, fikrini söylüyor. Ancak Diyarbakır'daki radikalizm, ne Arzu'nun vaatlerini ne de projelerini doğrudan halka aktarma fırsatı tanıyordu. İşin enteresan yönü Kürt sorununun çözümünü talep eden ve DTP'ye destek veren kesimin de Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in vaatlerini umursamaması. DTP yanlılarının seçimin kendi lehlerinde sonuçlanması dışında hiçbir beklentisi yok. Nasıl ki Arzu'nun seçim vaatlerini sıraladığı broşürleri açıp bakmadan çöpe atanlar varsa, Baydemir'in beş yıllık icraatlarıyla ilgili bilgiler aktardığı broşür ve kitapçıklar da Diyarbakırlılar'ın ilgisine mazhar olamadı. İlk günü Osman Baydemir'in Şanlıurfa ilçelerine yaptığı geziye, ikinci günü de Kutbettin Arzu'nun Diyarbakır'ın en yoksul semti olan Bağlar'da gerçekleştirmeye çalıştığı esnaf ziyaretine ayırdığımız gözlemler boyunca neredeyse hiç kimseden "icraat" talebi duymadık. Ancak hemen herkesin, rakip adaya karşı söyleyecek sözü mevcuttu. DTP'lilere göre AKP, Kürt hareketinin kazanımlarından nemalanmak istiyor ve sosyal yardımlarla Kürt sorununu hasıraltı etmeye çalışıyor. AKP'liler ise DTP'nin demokrasi söyleminin riyakârlık olduğunu, zira karşı fikirlere tahammül etmediğini, üstelik cebir kullanarak AKP'yi bölgede etkisizleştirmeye çalıştığını söylüyor.

Artık sadece seçim bölgesinde mitingler düzenlemekle kalmayan Baydemir, kampanya alanını tüm bölgeye yayarak DTP ve kendi siyasi kariyeri açısından yerel seçimlerin sadece yerel yönetimlerin belirleneceği bir aşama olarak algılanmadığını ortaya koyuyordu. Ağrı'dan Van'a, Bitlis'ten Urfa, Bingöl ve Şırnak'a kadar hemen tüm bölgede seçim mitingleri gerçekleştiren tek belediye başkan adayıydı Baydemir. Uçağımız Diyarbakır'a indikten sonra, Baydemir'in sabahın erken saatinde, önceki akşam belirlediği programı çerçevesinde Şanlıurfa'nın ilçelerine gittiğini öğrendik. 1990'lardan bu yana devlet yanlısı Bucak ailesinin nüfuzu altında, muhafazakâr-sağ partilere oy veren Siverekliler tarafından kendisini bile şaşırtan bir ilgiyle karşılanan Baydemir, ayağının tozuyla Hilvan'a geçti.

Ardından Yukarı Göklü, Halfeti, Birecik, Ayran kasabası ve Suruç'ta sürdürdü gezisini. Baydemir, yedi miting sığdırdığı bir gün boyunca hep şunu vurguladı: "Bizi etnik siyaset yapmakla itham ediyorlar. Evet, bu doğru. Etnik siyaset yürütüyoruz ve yürütmeye devam edeceğiz" diyordu Baydemir. "Mümkün mertebe merkezi yönetimden bağımsız olarak faaliyetlerimizi yürüteceğiz ve kendi kendimizi yönetmeye çalışacağız." Baydemir'in bu sözlerinin ne manaya geldiğini, önümüzdeki günlerde göreceğiz.

sayı: 23

Yorumlar
Member Comments

 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Hosted Villas'taki köşkümde yüzme havuzu, iki teras, çatıda güneşlenme alanı, gül bahçesi ve ayrıca konsiyerj ve şoför bulunuyor. ...

 
The Peek
 
 

Film, coplarla dövülen, göz yaşartıcı gaza maruz kalan silahsız Filistinli protestocuları gösteriyor.

 
 
 
 

Neden artık tam demokrasi içinde yerini almalı? Ve neden askerler kadar siviller de bu konuda dersine çalışmalı?