Manşet Haberi
Manşet Haberi
Galeri

RÖPORTAJ ARŞİVİ

"TRT 6 Kürt milliyetçiliğini artırır"

Gazeteci Aliza Marcus, "Kalıcı bir çözüm için karar sürecine Kürtler de dahil edilmeli" diyor.
Ahmet Dumanlı (AA)

Serbest gazeteci ve Reuters muhabiri olarak 1989-1996 yılları arasında Türkiye'de aralıklarla görev yapan Amerikalı Aliza Marcus, PKK'yı yakından izledi ve örgütle ilgili bir haberi yüzünden 312. maddeden yargılanıp beraat etti. Marcus'un, çok sayıda eski PKK mensubunun yanı sıra PKK'ya muhalefet eden tanınmış Kürtler'le görüşerek hazırladığı, örgütün kurulmasından Abdullah Öcalan'ın yakalanmasına kadar geçen dönemi anlattığı ve 2007'de İngilizce olarak yayımlanan kitabının Türkçesi bu hafta "Kan ve İnanç - PKK ve Kürt Hareketi" adıyla İletişim Yayınları'ndan çıkıyor. Marcus pek çok gelişmeye farklı bir açıdan bakıyor. Bu kitabı MacArt-hur Vakfı'nın sağladığı araştırma bursuyla hazırlayan Marcus, Newsweek Türkiye'den Aydın Albayrak'ın sorularını e-postayla yanıtladı.

- Newsweek Türkiye: Kürt meselesini daha iyi yönetebilmek için Türkiye ne yapmalı?
Marcus:
Türkiye ülkede ayrı bir etnik azınlık olarak Kürtler'in varlığını kabul etmeli. İkinci olarak, Kürtler'in temsilcileriyle diyalog kurmalı; ki bunlar arasında tabii ki DTP ve belki kimi başka Kürt gruplar da yer almalı. Kalıcı bir çözüm için karar sürecine Kürtler de dahil edilmeli.

- PKK'nın artık hedefi ne?
Bugün PKK'nın hedefleri açık değil. Geçmişte PKK bağımsız bir Kürt devleti kurmayı hedefliyordu. 1990'lara gelindiğinde, Öcalan özerkliğe de razı olacağını ifade etti. Türkiye tarafından yakalandığında fikrini bir daha değiştirdi ve demokratik bir Türk devletinden bahsetmeye başladı. Ama bugün Öcalan, PKK ve grubun Kürt destekçilerinin talepleri arttı. Türkiye'nin Kürtleri için istenen Irak'takinin bir benzeri: Geniş yetkilere sahip özerk bir Kürt bölgesi. Bu onların nihai talebi mi? Sanmıyorum. Bölgede olup bitenler PKK ve yandaşlarını da etkiliyor. Irak Kürdistan'ı bağımsızlık elde ederse, çok muhtemel ki PKK ve Türkiye'deki Kürtler de aynı şeyi talep edecek.

- TRT 6 Kürtçe yayına başladı. Hükümetin bu cesur açılımını ve PKK'nın kanala yönelik tepkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'de gün boyu yayın yapan Kürtçe bir kanalın kurulması çok önemli. Bir kere, Kürtler'in baskısının işe yaradığını gösteriyor. Türkiye, PKK'nın Roj TV'sinin gücünü kırmak ve Irak'taki Kürt televizyonunun etkisini azaltmak amacıyla, okullarda öğretilemeyen bir dilde yayın yapan bir TV kanalını devlet parasıyla kurmaya mecbur bırakıldı. Biraz komik bir durum aslında. Bu kanalın ciddi etkisi olacaktır. TRT 6 Kürt milliyetçiliğini artıracaktır, ki hedef kesinlikle bu değildi. Bunun böyle olmasının nedeni şu: Türkiye bu TV kanalını Kürt kimliğini ve siyasetini eleştirmek için kullanmaya kalktığında, o zaman Türkiye demokratik çözüm konusunda ciddi olmadığı eleştirilerine maruz kalacak; buysa PKK'nın işine yarar. TV kanalı siyasetten uzak durursa; kültür ve müzik programlarına ağırlık verirse, o zaman da Kürt kimliği güçlendirilmiş olacak ki, sonuçta bu, Kürt milliyetçiliğinin yükselmesine yol açabilir. Her iki durumda da ortaya çıkacak sonuç Türkiye'nin arzu ettiğinden farklı olacak. PKK da beklediğim gibi tepki verdi. Grup bu kanalı kendi hakimiyetine bir tehdit olarak görüyor ve bu kaygısı yersiz değil.

- Son dönemde Türk Hükümeti Irak'taki Kürt Bölgesel Yönetimi'yle iyi ilişkiler içinde.
PKK, Türkiye'nin Irak'lı Kürtler ile kurduğu yeni ve yakın ilişkilerden rahatsız. Ama mesele, Türkiye'nin Iraklı Kürtler'den ne talep edeceği. Özerk Kürt Yönetimi'nin PKK'ya karşı mücadele edeceğini zannetmiyorum. Bu, onlar için çok riskli bir şey. Ama PKK'ya zarar verebilecek başka şeyler yapabilirler.

- Silahlı mücadelenin bırakılması ihtimaline ne diyorsunuz?
PKK'nın silah bırakıp bırakmaması gerektiği konusunda bir tartışma var. Silah bırakabilirse, artık PKK olmaktan çıkar. Yani grup, silah dışında pek bir şey bilmiyor. Ayrıca grubun liderlerinin, bu durumda PKK'nın önemini kaybedeceği yönünde kaygıları var. Bir diğer problem de şu: Silah bırakan PKK militanlarının sadece köylerine dönüp evlenmelerini ya da iş bulmak için İstanbul'a gidip yeni bir hayata başlamalarını beklemek hatalı. Türkiye'ye dönen militanlar pek çok Kürt tarafından kahraman olarak görülecektir. Aralarından pek çoğu DTP'ye katılabilir. Kimileri Kürtler'e ait kültürel derneklerde ya da Kürt kimliği üzerine çalışmalar yapan diğer gruplar bünyesinde görev alabilir. Türkiye buna hazır mı? Yoksa böyle bir durum yeniden baskılara ve tutuklamalara -bu defa, yasal siyaset içinde yer alan eski PKK üyelerine yönelik- yol açar mı? Bütün bu nedenlerle, Türkiye'yle siyasi diyalog garantisi ve Kürtler'in şiddet içermeyen faaliyetlerine izin verilen bir ortam sağlanmadığı müddetçe PKK'nın silah bırakması muhtemel görünmüyor.

- Kürtler üzerine yazdığı kitap ve makaleleriyle tanınan, yazıları yüzünden 15 yıldan fazla hapis yatan toplumbilimci İsmail Beşikçi bir süre önce bir söyleşide "PKK Öcalan'ı eleştirebilmeli" dedi. Bunun üzerine bazı PKK'lılar Beşikçi'yi örtülü tehdit içeren sert bir dille eleştirdi.
Öcalan sanki günlük gelişmelerin kontrolü hâlâ kendisindeymiş gibi işleyecek bir yapı oluşturdu. PKK eleştiriye hiç hoşgörüyle bakmadı. Rakiplerini, PKK'dan ayrılmak isteyenleri ve Öcalan'ı sorgulayanları öldürdü. Yine de, Beşikçi'ye yönelik tehditler -ki makaleleri okudum ve yazılar tehdit içeriyor- aslında şaşırtıcı. Çünkü Öcalan'ın yakalanmasından sonra PKK zayıflamıştı. Bağımsız gruplar kurmak isteyen Kürtler (örneğin, kadınlara yardım etmek için ya da kültürel içerikli) PKK'dan tehdit almadan bu düşüncelerini hayata geçirebildi. Ama ortada zımni bir anlaşma vardı. Siyasete bulaşmadıkları ve PKK'yı eleştirmedikleri müddetçe PKK bu insanları rahatsız etmeyecekti. Bunun aksi davranış içinde olanlar, -yeni bir siyasi parti kurmak için eski PKK üyeleriyle biraraya gelmesi üzerine Diyarbakır'da öldürülen eski DEP üyesi Hikmet Fidan gibi- öldürüldü. PKK Beşikçi'den korkuyor, çünkü PKK korktuğu kişileri tehdit edip öldürür ve çünkü Beşikçi, Kürt ve Türk aydınlar (ve yabancılar) tarafından yakından tanınan, saygı duyulan bir isim.

sayı: 16

Yorumlar
Member Comments

 

Ordu'da özgün şehir dokusu ve çevrenin korunması için mücadele eden Enis Ayar, "İki ünlü mimar sırf rant uğruna Ordu'nun en kötü iki binasını yapmış" diyor. ...

 
 

Anaokulu çocuğunuzun birey olarak topluma karıştığı ilk ortam. Sürecin seyri ise sizin elinizde.

 
The Peek
 
 

Eyyvah Eyvah; "Türkler ne olsa" parodileriyle, ergen esprilerinden yılmış komedi severlere hitap ediyor. Ama onların sayısı da 1 milyon bile değilmiş. ...

 
 
 
 

Geleneksel "ABD 'soykırım' diyecek mi" dönemi başladı. Bunun baş mimarları ve Türkiye'nin uluslararası alanda en çok çekindiği insanlarla tanışmanın da vaktidir. ...