Şaşkın Davos adamı
Tarihçiler yüzyıllar boyunca tarihin itici gücünün hangisi olduğu konusunda tartışıp durdu: Olaylara ve sistemlere yön veren Büyük Adamlar (ve kadınlar) mı, yoksa en güçlümüzü bile dev bir nehirde sürüklenen hasır sepete çeviren büyük güçler mi (komünizm, kapitalizm, küreselleşme)? Davos'daki Dünya Ekonomik Forumu'nda bu konuda bir oturum yapılmıyor. Ama en azından, finans ve iş dünyası açısından şu uzlaşmaya varıldığı açık: Başarı, Büyük Adamlar ve Büyük Kadınların eseridir; başarısızılığın sorumluluğu ise sisteme yüklenebilir.
Bu yılki sloganın da ("Kriz sonrası dünyayı şekillendirmek") ima ettiği gibi, Davos bir Büyük Adamlar meydanı. Burada boy gösteren insanlar -politik liderler, bilim insanları, girişimciler, müzisyenler ve herşeyin ötesinde işadamları- tarihi biçimlendirmede etkili olma becerisi göstermiş kişiler. Yoksa buraya davet edilmezlerdi. Ama Davos'ta son finansal çöküşle ilgili pek çok tartışmada insan faktörü meselesi bir kenara itiliyor.
Dün bir CNBC etkinliğinde 10-12 kişilik gruplar masalara oturup üç soruyu ele aldılar: hangi politika öngürüsü çuvalladı? Hangi regülasyon başarısızlığı en büyük sistemik şoka yol açtı? Ve en büyük tahribata yol açan piyasa başarısızlığı hangisi? Tahmin edilebilecek cevaplar Verildi: Gölge bankacılık sisteminin iyi denetlenmemesi, riskin kötü fiyatlandırılması, modellerin başarısızlığı. Ama sistemlerin, kötü fiyatlandırmanın ve modellerin tasarlanmasına ve savunulmasına katkı sağlayan insanlardan pek bahsedilmedi. Bir ara kalabalıktan biri kalkıp şöyle dedi: "Suçlanacak birinin olmaması tuhaf. Başka sektörlerde, mesela insanlara zarar veren zehirli bir ürün yaparsanız bunun sonuçları vardır. Politikaları oluşturanların, bu tür davranışların ciddi sonuçları olduğunu açıkça ortaya koyması gerekiyor."
Kocaman bir alkış! Ama Alan Greenspan'a ve Citigroup'a yönetici olan eski maliye bakanı Robert Rubin'e yapılan referanslar dışında sorumluluk taşıyan bireysel oyunculardan hemen hemen hiç söz edilmedi.
Davranış iktisatçısı Daniel Kahneman (zeki ve sevimli), tarihçi Niall Ferguson (zeki ve sevimli) ve Black Swan'ın yazarı Nassim Nicholas Taleb'in (zeki ve narsist) çevik hareketler ortaya koyduğu bir yıldızlar karması yemeğinde odaklanılan, 2008 eylülü ortalarında yaşanan dramatik olaylardı. Kayıt yapılamayan bir ortamdı ama Taleb gazetecilerden söylediklerini aktarmalarını rica etti. Ad vermese de aracılara çok lafı vardı ve Lehman Brothers'ın çöküşüne de sevinmişti. Ama bunun ötesinde konuşma daha çok çalışmayan sistemler ve kendisine bile hayrı olmayan isimsiz kuklalar üzerineydi. Modeller ve piyasa hakkında konuşuldu. ve bugün, bireylerin dönüştürücü gücünün ifadesi olan bir yemekte -Büyük Adam Bill Gates, seri girişimci Richard Branson ve mikro kredinin babası, Nobel ödüllü Muhammed Yunus da oradaydı ve yardımseverlik ile kapitalizm hakkında konuştular- Gates başarısızlıklarla ilgili bir soru karşısında afalladı. Keynes ve Soros'dan söz etmeden önce, "Bazı ciddi dengesizlikler yaşandı ve insanlar sonunda tasarruf oranlarına baktığında domino etkisi ortaya çıktı" diye mırıldandı. "Suçluyu bulabileceğimizi ve onu gösterip 'İşte, o yaptı' diyebileceğimizi sanmıyorum."
İnsan faktörünün göz önüne alınmaması ironik, ama aynı zamanda öngörülebilir. ABD'de finans piyasalarının karı özelleştirip zararı toplumsallaştırdığı gibi Davos ve benzer diğer konferanslar da başarıyı özelleştirip (puanı bireylere yazarak) başarısızlığı toplumsallaştırıyor (suçu büyük sistemik sorunlara yükleyerek).
Davos'da tercih edilen strateji, başarısızlığın görmezden gelinmesidir. Sonuçta işi yüzüne gözüne bulaştıranlar gündeme alınmadı. Davos öyle bir yer değil. işi yüzüne gözüne bulaştırırsan, davet edilmezsin. Bush yönetimiyle bağlantılı tek bir iktisatçı ya da yetkili görmemiş olmamı ve bu sene davos'da bu kadar az Amerikalı bankacı olmasını açıklıyor bu. John Thain'in kariyeri Merrill'de sona ererken en büyük utancı yaşadı: Bank of America, Davos'a gelmesinin iyi bir fikir olmadığını söyledi ona. Saldırıya uğramaktan daha kötü olan şey dikkate alınmamaktır. Artık bir önemin yoktur. Söz edilmeye bile değmezsin. Dünya Ekonomik Forumu'nun kurucusu Klaus Schwab'ın dediği gibi: Davos, "olmuş olanlar"a göre bir yer değil.
Sonuçta "suçu siteme atma" ahlakı Davos ruhunu dinamitliyor. Büyük güçlerin -ucuz para, likidite, kötü fiyatlandırılmış risk, verimsiz piyasalar- başarı ya da başarısızlığın sorumlusu olduğu nosyonu, eserinin değerinden ve çok çalışmadan kaynaklandığına inanan Davos Adamı'na bir hakarettir.
(Slate.com'dan alınmıştır)




















