RÖPORTAJ ARŞİVİ
Kaderine razı
- İlişkili Haberler
- Antalya, Başbakan'ı neden üzdü?
- Sırrı, ekmek ve gül
- Hevesli ama umutsuz
- Baba ocağından kurtlar sofrasına
- İyi günde kötü günde
- Uysal koyun değil
- Hesap zamanı
- Bir seçmen projesi olarak Kılıçdaroğlu
- Mesajınız var
- Kürt milliyetçiliği yükselişte
- İstanbul'da sakin yarış, sert finiş
- Gökçek, kendine rağmen
- Üç kadını birleştiren
- "15 ülke gezdim"
- Kaçtıkça kovalanıyor
- "Annem, bu işlere bulaşma oğlum, diyor"
- Kod adı Kılıçbalığı
- Yine, yeniden siyasi istikrarsızlık
- Kılıçdaroğlu, Şahin, Ersoy
Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu, adaylığından kısa süre önce Newsweek Türkiye'den Yenal Bilgici ve Adem Demir'in sorularını yanıtladı.
- Newsweek Türkiye: Yolsuzluk konulu tartışmalar vesilesiyle tanınıyor olmaktan hoşnut musunuz?
Kılıçdaroğlu: O programlara katılmak gerçekten kolay değil. Çünkü elinizdeki dokümanlarla katılıyorsunuz. Siz muhalefettesiniz, bütün olanaklar karşı tarafın elinde, iktidar olan onlar. Benim elimde böyle olanaklarım yok,
olsa kim bilir daha neler çıkacak. Ben belgeleri ortaya koyup kamuoyunun değerlendirmesini isterdim ama Dengir Mir Mehmet Fırat ile Melih Gökçek ekranda tartışmayı istedi.
- Keyif almıyor musunuz yani tartışmaktan?
Şimdi bir yolsuzluk olayının kamuoyunda tartışılması ve adları bu işe bulaşmış kişilerin kamu vicdanında mahkûm edilmesinden, siyaseten mutluluk duymamak mümkün değil. Ama bu olayın kolay yere hak edilmediğini de herkesin bilmesi lazım.
- Ne gibi zorlukları var? Tehdit mi alıyorsunuz mesela?
Tehdit değil. Psikolojik olarak zor, bir insanla karşı karşıya geliyorsunuz. Karşınızdaki kişinin ne yapacağını çok iyi bilmiyorsunuz, tartamıyorsunuz. "Acaba uygar bir tartışma ortamı olacak mı olmayacak mı" endişesi taşıyorsunuz. Tartıştığınız kişiler son derece agresif ifadeler kullanıyorlar. Bu benim siyasette çok alışkın olduğum bir üslûp değil. Daha uygar bir üslûp kullanılsa ve biz daha uygar koşullarda biraraya gelsek daha iyi olurdu.
- Başınıza bir şey geleceği endişesi taşıyor musunuz?
Hayır. Ama şu an bürokrasideki bütün hayatımın AKP tarafından mercek altına alındığını gayet iyi biliyorum. Ama istedikleri kadar uğraşsınlar. Yani sonuçta ben mal varlığımı kendi internet siteme koydum; ailem belli, ailemin geliri belli.
- İnternet sitenizde en çok mal varlığınızla ile ilgili bilgiler okunmuş.
Evet, herkes biliyor zaten, benimle ilgili ne bulabilirler ki?
- CHP'liler dışındaki seçmenlerle veya siyasetçilerle aranız nasıl?
Halk sizin hangi partiye bağlı olduğunuza da bakmaksızın sempati duyabiliyor. Bana AKP'lilerden de epey olumlu tepkiler geliyor. AKP'li milletvekillerinden de geliyor bu arada.
- Tebrik mi ediyorlar?
Tabii kulislerde ki konuşmalarda, telefon görüşmelerinizde bunlar ifade ediliyor. Sonuçta çoğu arkadaşım zaten. AKP'li milletvekillerinden epey dostum, arkadaşım var. Devlette geçmişte üstlendiğim görevlerden dolayı tanıdığım çoktur.
- Yolsuzluk dosyaları size halen bürokra-tik hizmette olan tanıdıklarınızdan mı geliyor?
Ben devlette 27,5 yıl çalıştım. Hesap uzmanlığı, daire başkanlığı, genel müdür yardımcılığı, genel müdürlük, müsteşar yardımcılığı gibi üst düzey görevlerde bulundum. Dolayısıyla devletin bütün kesimlerinde çok sayıda arkadaşım var. Şu anda da var, geçmişte de vardı. Bu ülkede yolsuzluklardan şikâyetçi olan son derece namuslu bürokratlar bulunuyor. Bunlar kendilerine ses olacak bir yer arıyorlar, o yerlerden biri de benim.
- Bu söylediğiniz insanlar sayıca az mıdır, çok mudur?
Sayıca fazladır. Tabii üst düzey bürokratları kastediyorum. Ama bürokrat derken şu anda genel müdür veya müsteşar koltuğunda olmayabilirler. Çoğu görevlerinden alınıp bankamatik memuru konumuna getirilmiş insanlar.
- Elinizde yeni dosya var mı?
Var, yakında açıklayacağım. Bazı belgeleri bekliyorum.
- İstanbul'la ilgili olduğunu varsayabilir miyiz?
Var; İstanbul'da açıklayacağım.
- Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a yönelik bir belge mi?
İstanbul Büyükşehir'le ilgili, tabii Topbaş bu işin ne kadar içinde, onu da göreceğiz.
- Siyaset yaptığınız partiden, CHP'den memnun musunuz? CHP'yi özgürce siyaset yapılan, her söylemek istediğinizi söyleyebildiğiniz bir parti olarak değerlendirebilir misiniz?
Her söylemek istediğimi söyleyemem, yani partinin bir disiplini vardır. Zaten böyle bir şey de olmamalı. Bir kişi bir partide milletvekili olarak görev yapıyorsa, partinin programına, tüzüğüne uygun davranmalıdır. Ben de öyle değerlendiriyorum. Zaten partide tüzük ve programa uygun olarak her isteyen istediğini yapabiliyor. Basın toplantıları yapabiliyor, açıklamalarda bulunabiliyor.
- Peki meslek hayatında rahat mıydınız? Genellikle sağ iktidarlar döneminde çalıştınız ve sosyal demokrat olduğunuz biliniyordu; sıkıntı yarattı mı bu?
Yaratmadı. Maliye Bakanlığı'nda görev yaptığım ve hesap uzmanlığından geldiğim için zaten sıfırdan değil, diyelim ki yirmiden başladım. Hesap uzmanlığı bürokrasiye üst düzey eleman yetiştiren bir okuldur. Oralarda yetişip daire başkanlığı pozisyonundan başlıyorsunuz. Tabii o süreç içinde sosyal demokrat olduğum herkes tarafından biliniyordu. Bana bürokrasiye atanmadan önce öğrenciliğim döneminde gözaltına alınıp alınmadığım soruldu. Ben de gözaltına alınmadığımı ama çok yürüyüşe katıldığımı söyledim. O zaman sorun yok dediler ve bürokrasiye öyle geçtim. Ama Maliye Bakanlığı'nın dışında belki sıkıntı yaşardım. Sağ görüşlü çok sayıda bakanla çalıştım hiçbir sorunum olmadı. Ama Sosyal Demokrat Halkçı Parti'li (SHP) bakanlarla çalıştığım dönemlerde çok sorunum oldu.
- Ne sıkıntı yaşadınız?
O dönem genel müdürdüm. Diyelim ki, benim karşı çıktığım uygulamalar vardı, onların yapılması isteniyordu. Ben de yapmıyordum.
- Bir başlık söyler misiniz?
Hak edilmeyen bir yere birisini zorla getirip oturtursanız, bu doğru olmaz. Bizde bir bürokratik gelenek vardır. Yani insanlar çalışır ve bir süre sonra yükselmeyi beklerler. Ama siz hak eden birisinin yerine getirip hiç
hak etmeyen birisini oturtursanız orada sorun çıkar.
- Siz bunca yıllık bürokratik hayatınızda kadrolaşma yapmadım, kendi yakınlarımı hak etmedikleri yerlere hiç atamadım diyebilir misiniz?
Şimdi onu da samimi olarak söyleyeyim. "Siyasal telkinlere yüzde yüz kapalı kaldık" demek yanlış olur. Ama üst düzey yönetimim sırasında, bir işe o işi yapmaya yetenekli olan kişiler geldi diyebilirim. Konusunu bilen, güven duyacağımız insanları getirdik.
- Bürokrasinin içinde bunaldığınız anlar oldu mu?
Bir bürokratın yaşadığı en dramatik olay bakanıyla çatışmasıdır; onun dışında bir sıkıntı yaşamayız. Bürokratlar işini yapmak ister, siyasetçiler bazen yasalara aykırı teklifler sunarlar; buradan da bir çatışma çıkar. İşin özü budur, hayatınızın belli noktalarında karşılaşır ve sıkıntı yaşarsınız.
- Çok sıkılınca ne yapıyorsunuz?
Sinemaya gitmeyi severim, kitap okurum.
- Son zamanlarda sinemaya gitme fırsatınız oldu mu?
Evde devamlı seyrediyorum zaten. Ama en son eşim ve arkadaşlarımla Issız Adam'ı seyretmeye gittik.
- Ağladınız mı?
Yok, duygulandık tabii ama aramızdan ağlayan olmadı.
- Şu an okuduğunuz bir kitap var mı?
Yaşar Nuri Hoca'nın (Öztürk) "Allah ile Aldatmak"ını yeni bitirdim.
- Edebiyatla aranız nasıl?
Severim ama en son Da Vinci Şifresi'ni okuma fırsatım oldu. Ne zamandır roman okumuyorum.
- Pişman olduğunuz kararlar verdiniz mi meslek hayatınız boyunca?
Var tabii ama şimdi saymayı uygun görmüyorum. Aldığım ama doğru bulmadığım kararlar var.
- Sadece mesleki kararlar mı bunlar; hayat tercihleriyle ilgili de var mı?
Hayır o tercihler benim elimde değildi zaten, daha çok koşullara bağlıydı.
- Bildiğim kadarıyla Maliye Bakanlığı'nda çalışmanıza yol açan eğitiminiz de koşulların zorlamasıyla gerçekleşmiş.
Evet. Ticaret lisesi mezun olduğum için, zaten sadece iki yere girme hakkımız vardı. Ya Ticaret Akademisi'ne ya da Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulu'na girecektim. Eskişehir ve Ankara'daki iki akademinin sınavına girdim. Önce Eskişehir'in sonuçları açıklandı. Gittim kaydımı yaptırdım. Ankara'yı kazandığım belli olunca da kaydımı alıp oraya gittim.
- Ticaret lisesinde okumasaydınız başka bir meslek düşünüyor muydunuz?
Ben doktor olmayı istiyordum aslında. Ama tesadüfen ticaret lisesine gittim. Lise kayıtlarını kaçırınca, "Elazığ'da bir ticaret lisesi var, gidip çocuğun kaydını oraya yaptırın" demişlerdi bizimkilere. Ondan sonra normal liseye alacaklardı. Hayatımda ilk kez ticaret lisesi adını duyuyordum; ama kaydımızı yaptırdık. Bir ay sonra babam kaydımı istemeye gelince, öğretmenler "Biz öğrencimizden memnunuz kaydını vermeyiz" dedi ve biz de kaldık.
- 1948, Tunceli doğumlusunuz. Bu belirsizlik hâli özellikle hem sizin kuşağınıza hem de Doğu Anadolu coğrafyasına özgüydü sanırım. Doğduğunuz yılın ve yerin ne kadar etkisi oldu?
Bizim kuşak çok fazla belirsizlik üzerinde yürüyen bir kuşaktı. Şimdi biz eğitimliyiz, ama babam ilkokul mezunuydu. Onun ideali benim okumam, bir yerlere gelmemdi. Ama işte "Şu üniversiteye git, şunu yap" diyebilen kimse yoktu. Herkes de benim gibiydi zaten.
sayı: 14



















