Akupunktur yalan mı?
Bel ağrılarımı duyan bir arkadaşım, "Neden akupunkturu denemiyorsun" dedikten iki gün sonra bir özel akupunktur merkezinin kapısından girdim. Röntgen veya MR'ımı görmemiş, neden orada olduğumu bilmeyen doktor, kulağımdan özel bir dedektörle yapılan muayene sonucunda, bel bölgemde sorun olduğunu söyledi. Çevremde de akupunkturla sigara bırakan, kilo verdiğini söyleyenler var. Ancak California Teknoloji Üniversitesi'nin elektronik ortamda yayınladığı Skeptic dergisinin son sayısında Dr. Harriet Hall, akupunkturun aslında bir placebo (yalancı tedavi) olduğunu söylüyor: "Bir insanın herhangi bir yerine güçlü şekilde vurursanız o sırada vücutta endorfin, yani ağrı kesici salgılanır. Böylece ağrı azalır ya da hiç duyulmaz."
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 1979'da akupunkturu bilimsel bir tedavi yöntemi olarak kabul etti. 1997'de 40'a yakın hastalığın tedavisinde akupunktur uygulanması onaylandı. Son yıllarda ise ABD'de daha çok kişi akupunktur merkezlerinin kapısını çalmaya başladı. Doktorluk şartının aranmadığı ülkede 2000 yılından bu yana akupunkturist sayısı iki kat artarak 15 bini geçti. Amerikalılar'ın bu tedaviye yılda 500 milyon dolara yakın harcadığı tahmin ediliyor. Türkiye Akademik Akupunktur Derneği Başkanı Dr. Mehmet Fuat Abut ise son üç yılda Türkiye'de akupunktura başvuranların sayısının üç kat arttığını, yine bu dönemde 120 doktorun eğitim sonrası sertifika aldığını belirtiyor. Hall bunu, bilimin akupunkturu desteklediği yönünde yazılar yayımlanmasına, bazı doktorların ve özellikle de sigorta şirketlerinin bu yöntemi kabul etmesine bağlıyor. "Ancak akupunkturla ilgili yayımlananlar, iyi bir placebo kontrol grubunun oluşturulmasındaki zorluklar yüzünden birçok insanı kandıran yetersiz araştırmalar" diyor Hall.
Ancak herkes böyle düşünmüyor. Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde akupunktur dersi veren Dr. Hakan Eraltan, 2008'de ağız kuruluğu vakalarında yapılan bir araştırmadan bahsediyor. Bu araştırmada, salgılanan tükürük miktarı gerçek akupunktur tedavisinde artarken "yalancı" uygulamalarda sonuç daha az değişmiş. Eraltan, akupunkturun placebo etkisinin ölçülmesi için yapılan araştırmalarda Hall'un söylediğinin aksine önemli ilerlemeler kaydedildiğini savunuyor: Eskiden yapılan araştırmaların çoğu, gerçek noktalara ve rastgele noktalara iğne uygulanarak yapılırdı. Oysa yeni geliştirilen teknikle iğne batırılması ve hastanın iğne batırılmasa bile buna inandırılması şeklinde yapılıyor. Ancak Eraltan'a göre de "akupunkturla ilgili yapılan yayınlar bir miktar yanlı ve yanlış." Yeni bir araştırma ise İngiltere merkezli Cochrane Collaboration tarafından 6736 hasta üzerinde yapıldı ve sonuçları Cochrane Review'de yayımlandı. Araştırmayı akupunkturun migren tedavisinde önleyici ilaçlara göre daha üstün olduğunu söylüyor. Araştırmayı ciddiye alan İngiliz Medikal Akupunktur Topluluğu Başkanı Mike Cumming, "Akupunkturun işleyen bir mekanizma olduğunu gösteren kanıtların arttığına inanıyoruz. Fakat bunun yanında iğneyi batırdığımızda ne olduğunu tam olarak anlamıyoruz" diyor.
Uzmanları, akupunkturu, doğru noktaya iğne batırmak, vücutta elektriksel ve kimyasal bir sinyal yaratmak, bu sinyalin ilgili organa gitmesi ve onu tamir etmesini sağlamak, diye anlatıyor. Literatüre göre en başta 360 akupunktur noktası varken bugün bu sayı 2 bini aşmış durumda. Çin'de ortaya çıktığı düşünülen akupunkturun tarihi 3 bin yıl öncesine uzanıyor. Uygulama, Çinliler'in ağrı cini girdiğini düşündükleri yerlere çakmak taşı sokmalarıyla başlıyor. Metal Devri başladığında ise Fou Hi adlı okuma yazma bilmeyen bir Çinli, gerçek iğneler kullanmaya başlıyor. Yöntem Avrupa'ya 17. yüzyılın sonunda giriyor. 1826'da ise Amerika'da ilk olarak boğulmak üzere olan hastaları hayata döndürmek için kullanılıyor ama sonuç başarısız oluyor. Hall'un belirttiği üzere tamamlayıcı tıbbın dünyadaki ilk profesörü Dr. Edzard Ernst, bütün yayınlanmış çalışmaları değerlendirip hazırladığı "Trick or Treatment" (Yalan mı Gerçek mi) adlı kitabında, akupunkturun bazı ağrı çeşitleri ve mide bulantısı üzerinde etkisi olduğunu deneysel olarak kanıtlıyor. Ancak Hall, tarih boyunca insanların akupunkturla akla gelebilecek her türlü rahatsızlığı tedavi etmeyi denediklerini, sadece ağrı ve mide bulantısı için gerçek kanıtlar olduğunu söylüyor. Ancak "zaten bunlara placebo etkisi de iyi geliyor" diyor Hall.
Türkiye'de akupunktur eğitimi, Sağlık Bakanlığı'nın yetkilendirdiği üniversitelerin tıp fakülteleri bünyelerinde açılan kurslarla veriliyor. Sağlık Bakanlığı ve Akupunktur Tedavi Yönetmeliği'ne göre Türkiye'de akupunktur uygulayabilmek için, Akupunktur Bilim Komisyonu'nun kararları doğrultusunda en az 480 saat teorik ve pratik eğitim verilen bir akupunktur kursunu tamamlamak gerekli. Bu eğitim sonrasında ise Sağlık Bakanlığı Bilim Komisyonu yetkililerinin de katıldığı bir sınav var. Sekiz yıldır uzman bir kurulla bu eğitimi veren Eraltan, "eğer doğru teşhis yapılmışsa akupunkturla tedavide yüzde 70'in üzerinde başarı yakalandığını" söylüyor.
Dr. Abut'un hikâyesi de ilginç. Bir cerrah olarak akupunkturu eşinin ağrılarını tedavi etmek için "inanmayarak hatta 'şarlatan bunlar' diyerek" öğrenmeye başlamış. 1980'den bugüne 100 bine yakın boyun ve bel fıtığı hastasını akupunkturla tedavi ettiğini söylüyor. Hall "Sigara bırakmada akupunkturun işe yaradığı konusunda geçerli kanıt yok" dese de, sigarayı tek seansta bıraktırabileceğini savunuyor. Ancak "kanser, MS gibi geri dönüşü olmayan, ameliyat gerektiren hastalıklarda akupunktur uygulanmayacağını ve tek başına akupunkturun kimseye kilo verdirmeyeceğini" vurguluyor.
Akupunktur bir doktor tarafından doğru uygulanmadığı takdirde ölümlere de yol açabilir. Bu yüzden Eraltan'ın da vurguladığı "Akupunktur mutlaka tıbbın içinde kalmalı." Şunu da unutmamakta fayda var: 1960'larda Geleneksel Çin Tıbbı kavramını ortaya atan Devlet Başkanı Mao Zedung, "çıplak ayaklı doktor" kampanyasıyla akupunktura tekrar önem verdi. Çünkü o yıllarda kitlelere en ucuz sağlık hizmeti olarak sunulan şey akupunkturdu. Ancak Mao, bu yöntemi hiçbir zaman kendine uygulatmadı.
sayı: 14



















