Kürtler'in de "öteki"si var
- Diğer Türkiye Haberleri
- Hizmet mi, operasyon mu?
- Askerin demokrasiye geçişi
- İlişkili Haberler
- Altıncı kavşak teorisi
- Çözümün anahtarı
- Günlerin sonu
- Bir çocuğun seçimi
- PKK'dan korucu açılımı
- Kürt sorununu anlamak için
- Yanlış anlaşılmasın
- Bomba kimin elinde patladı?
- Bir yol haritası
- Unutulan Kürtler
- Öcalan ne dese beğenirsiniz?
- Bu ağaç çiçek açar mı?
- "Ümmetçi" liderin dönüşü mü?
- En zorlusu
- MİT şükranlığı
- "Hedef çözümse, böyle olmalı"
- "Hatalarımız oldu"
- Dağ hazır mı?
- Çözüm süreci
- Türk-Kürt ortak pazarı mı?
- "Geç verilen hakkın kıymeti azalır"
- "Zaten tamamen çözülemez"
- "Türkler'i ikna etmek daha zor"
- "Ne tümden yersiz, ne de baştan sona haklı"
- "Birarada yaşama romantizminden sıyrılalım"
- Etnik köken özgürlük mü, tutsaklık mı?
- Çözüm korkusu
- "PKK'lının kardeşi"
- Kürt "Hamas"ı mı?
- Sırrı, ekmek ve gül
- Kürt milliyetçiliği yükselişte
- Kürtçe mevlidin sırrı
- "Altı yıl önce yapsaydım şov ve provokasyon olurdu"
- Sessizliğe dikkat
- "TRT 6 Kürt milliyetçiliğini artırır"
- PKK'ya sessiz tasfiye
- Terörle mücadelede PKK'ya karşı dersler
- "İyi polis, kötü polis"
- "Boğucu, yıkıcı, öldürücü bir ortamda büyüdüm"
- "Gene gel, tamam mı?"
- Aynadaki düşman
- Amerikan faktörü
1990'lı yıllarda Diyarbakır'ın Lice ilçesinden önce kent merkezine sonra Adana'ya, daha sonra tekrar Diyarbakır'a göç eden ve şu anda ekmek satarak iki çocuğunun geçimini sağlamaya çalışan 45 yaşındaki anne, yarı Türkçe yarı Kürtçe konuşurken umutsuz. Eşi 15 yıl önce siyasi nedenlerle 36 yıl hapis cezasına çarptırılmış, ardından büyük oğlu aynı nedenlerle ve en küçük oğlu da hırsızlık suçundan hapse girmiş. 14 yıldır Yeşil Kart için başvurduğunu ama sicili nedeniyle alamadığını söyleyip isyan ediyor: "Eşimi bile görmeme izin vermiyorlar hapiste. Bize Ermeni diyorlar. Ermeni'ysek Ermeni'yiz. O zaman atsınlar vatandaşlıktan."
İsminin açıklanmasını istemeyen anne, bu hissiyatında yalnız değil. Başta Güneydoğu Anadolu olmak üzere Türkiye'nin değişik kentlerinde bazı Kürt vatandaşlar, kendilerine "Ermeni" denmesinden rahatsızlıklarını dile getiriyor. Ama bu söylem farklı etnik gruplar arasındaki sıradan bir ayrıştırma değil. Ancak İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Araştırmaları Merkezi ile Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü akademisyenlerinin hazırladığı yeni bir araştırma, daha temel ve tarihi bir sıkıntıyı işaret ediyor. Araştırma sonucunda çıkan rapor, Türkiye'de yaşayan bazı Kürtler'in tıpkı bazı Türkler gibi, Ermeni kimliği üzerinden bir "öteki" tanımı yaptığını söylüyor.
Diyarbakır, Mersin ve İstanbul'un değişen sosyoekonomik yapısıyla Kürtler ve "öteki" kavramını ele alan "Günümüz Türkiyesi'nde Yaşanan İç Göçler: Bütünleşme mi, Geri Dönüş mü?" başlıklı araştırma, söz konusu illerdeki 150 hanede yüz yüze görüşmelerle gerçekleştirildi (Araştırma, Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından yakında kitap olarak da yayımlanacak). Ardından sorunun çözümünde rol oynayacak kurumlardan yetkililerin katıldığı bir atölye çalışması hazırlandı. Tamamı Güneydoğu'daki terör ve çatışma ortamı sırasında zorunlu göç mağduru. Görüşülen hanelerin ortalama gelir düzeyi aylık 10001500 TL. Aralarından 10 aile göçebe olarak yaşıyor. Yüzde 10'u ise daha sonra memleketine dönmüş. Dönmeyenler, hiç olmazsa yeşil kart, sosyal güvenlik ve iş gibi imkânları bırakmak istemediğinden göç ettikleri yerlerde kalmış.
Ancak memnun oldukları söylenemez. Projenin yürütücüsü ve araştırmacılarından Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Ayhan Kaya "Biz Ermeni miyiz ki, bize bunu yapıyorlar" söyleminin Mersin ve İstanbul'da yaşayan Kürtler arasında yaygın olduğunun altını çiziyor. Kaya, Kürtler'in bu "öteki" söylemini, "tarihsel bellek ve bir 'ortak ötekine' karşı, Türkler'le el ele kurduklarını düşündükleri Türkiye Cumhuriyeti'ne eklemlenme çabası" olarak yorumluyor. Araştırmaya katılan 71 yaşındaki bir Kürt erkeğin sözleri daha açıklayıcı: "Biz de Türk bayrağının altında yaşıyoruz. Rusya'dan gelmedik, Ermeni değiliz." Kaya'ya göre bu söylemde vurgulanan bir başka şeyse Türkler'le oluşturulmuş Müslümanlık ortak kimliği. Agos gazetesi genel yayın yönetmeni Ermeni yazar Etyen Mahçupyan, Türkler'le Kürtler'in yüzyıllardır aynı coğrafyayı paylaşan ama birarada yaşamayı becerememiş iki etnik grup olduğu iddiasında: "Ancak ortak bir ötekinin varlığında daha kolay yan yana durabiliyorlar. Ayrıca Kürtler, daha fazla zulüm görmek istemedikleri için böyle davranıyor."
Kürtler'in "öteki" algılaması tarihsel süreçten bağımsız değil. Tarih araştırmacısı Ayşe Hür'e göre Sultan Abdülhamit'in (18761909 arasında saltanattaydı) Sünni Kürt aşiret reislerine sağladığı imtiyazlar Ermeniler'le Kürtler arasında geçmişten beri var olan gerginlikleri çatışmaya dönüştürdü.
Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) genel başkan yardımcısı Orhan Miroğlu, Kürtler'in Abdülhamit'e ve 1915'teki Ermeni Tehciri'nde İttihatçılar'a suç ortaklığı yapmalarının bu bölgedeki "ötekileştirme"de çok etkili olduğu görüşünde. "Irak'a Kürdistan Türkiye'ye Demokrasi" adlı yeni bir kitap yazan Kürt yazar Altan Tan ise buna katılmakla birlikte Güneydoğu'daki KürtErmeni ilişkilerinde asıl belirleyici olanın I. Dünya Savaşı'nın karmaşasında "Ermeniler'in bölgeden Kürtler'i tasfiye ederek kendi bağımsız yurtlarını oluşturmaya çalışmaları" olduğunu düşünüyor.
Söz konusu ötekileştirme, bütün bir Kürt toplumuna mal edilemez elbette. Akdeniz Göç Derneği Başkanı Selahattin Güvenç, Kürtler'in genel olarak Ermeniler'i "öteki" olarak algılamadığını savunuyor. "Ancak yıllardan beri Ermeniler'e karşı Türkiye kamuoyunda var olan genel anlayış, köy korucuları ve bazı aşiret reisleri gibi Kürt çevrelerinin algılamasında var" diyor Güvenç.
Araştırmaya konu olan üç kentin dönüşen çehresi de Kürtler'in öteki algılamalarının şekillenmesinde etkili. Diyarbakır, hızlı nüfus artışına paralel bir dönüşüm geçiriyor. 2000 yılı Genel Nüfus Sayımı verilerine göre kent, Bitlis, Van, Siirt, Urfa ve Batman illeriyle birlikte dışarıya en az göç veren yedi il arasında. Bunu, son 15 yılda gerçekleşen olumsuz siyasal ve toplumsal gelişmelerin Kürtler'in düşünce yapısında korku ve dışlanmışlık hissini doğurmasına bağlayan rapora göre özellikle son yıllarda Kürtler'in İstanbul, Adapazarı ve Mersin gibi kentlerde yer yer uğradıkları linç girişimleri, saldırılar ve dışlanma, Batı'ya göç etme isteklerini törpülüyor. Araştırmaya katılan 40 yaşındaki bir Kürt erkeği inşaat işçisi olarak gittiği Ordu'da yaşadığı bir olaydan sonra Diyarbakır'a dönmüş: "Bir pazar günü Ordu'daki Rus pazarında arkadaşlarımla kendi dilimizde bir şeyler konuşurken, arkadan bir ses 'Ne o biraraya gelip Kürdistan'ı mı kuracaksınız, ayrılın' dedi."
Söz konusu inşaat işçisi, o olayda kendilerini dayak yemekten bir polisin kurtardığını hatta aynı polisin "insanlar kendi anadillerini konuşarak bölücü olmaz" dediğini söylüyor. İster TürkErmeni, ister TürkKürt, ister KürtErmeni; bu ayrımların yıkıcı hale dönüşmemesi için yapılması gereken, belki de bu polisin tavrında yatıyor.
sayı: 14



















